Türkiye’de Siyasi Partiler Süreci

T.B.M.M.’nin siyasi partilerin inkişafı seyri bakımından husussiyeti, meclisin daima bir partinin kütlevi hâkimiyeti altında kalmış olmasıdır. 1950 genel seçimlerine kadar Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda kalmış, 50 den sonra da durumda bir değişiklik olmamış eski muhalefet partisi olan Demokrat Parti hâkimiyeti altında kalmıştır. Şu halde T.B.M.M çok partili rejimlere has, koalisyonlarla sağlanan parçalı ve zayıf ekseriyetlerden daima mahrum kalmıştır. İkinci hususiyet ise meclis içinde gerek kuruluş gerek temsil edilişleri bakımından siyasi partilerin daima az olmasıdır. Yedinci döneme kadar meclis içinde ancak iki muhalefet partisi ortaya çıkabilmiştir. İkinci dönemde Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve üçüncü dönemde ise Serbest cumhuriyet Fırkası kurulmuştur. 1945 senesiyle açılan çok partili rejim kuvvetle yerleşmiş ve altıncı dönemde Demokrat parti kurulmuştur. 1946 genel seçimlerinden sonra ise Müstakil Demokratlar ve Millet Partisi kurulmuştur.

Okumaya devam et “Türkiye’de Siyasi Partiler Süreci”

Türk Kavmi Olarak; Genel Özellikleriyle, Hunlar!

Türk tarihinin bugün bilinen araştırmaları, batılı araştırmalardan (oryantalizm) elde edilen bilgilerden başka bir şey değildir. Belki binde bir’lik bir özgün tarih araştırmamız olabilir, ama tüm tarihi bilim kökenimizde, batılı eserlerin Türkçe’ye çevrilmesi yatar. Günümüzde hala da herhangi bir araştırma yapılmamaktadır. Aslında, bizler için önemli bir kaynak da, Rus arşivlerinde yatmaktadır. Ne varki, Rus kaynakları hiç de farkedilebilmiş ya da farkeden tarihçilerimizce incelenebilmiş değildir. Orta Asya (Türkistan) Türklüğüne, Rus yönetimler, her zaman bizden daha yakın olabilmişler ve bizler kadar yabancı kalmamışlardır. Bu durum, Türklerin eski tarihlerinde de böyledir. Bu şartlar altında, bizlere öğretilen bilgiler ve bulgular üzerinden, Hun Türkleri’ne genel olarak bir bakalım…

Hunlar, bilinen ilk Türk kavmi olarak nitelenir. Önemlerini artıran, Türklerdeki ilk teşkilatlanma çalışmalarının kesin olarak görülmüş olmasıdır. Teoman, ilk değilse de, ilk bilinen hükümdardır ve oğlu Mete, büyük bir komutan ve liderdir. Mete, teşkilatlanma konusunda çok yeteneklidir, Mete’nin askeri alanda ilk kez uygulamaya koyduğu onluk sistem, Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi olarak alınan M.Ö. 209 yılında başlamıştır. Hunlar, kendi devrinin ses getiren bir devleti ve toplumu olmuşlardır.

Hunlar, kendi coğrafyalarının da dışına varmışlardır. Çin coğrafyasına yapılan amansız akınlar, Çin kaynaklarında yer alır. Hunlar, sonraki yıllarda farklı gruplara bölünerek, hayatlarını devam ettirmişlerdir. Büyük Hun Devleti’nin parçalanıp dağılmasından sonra, Hun boyları dünya üzerine dağılmışlardır. Şimdiki Afganistan coğrafyası çevresinde Akhun (eftalit) devletini kuranlarla, Doğu Avrupa’da Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kuran Hunlar, en bilinenleridir. Kazak bozkırlarına da gidenler olduğu mutlaktır.

Hunlar, sadece siyasi oluşumlarla değil, sosyolojik olaylarla da dünyayı etkilemişlerdir. Atlı-göçebe bir kültür yapısında olan Hun kavmi, yerleşik kültür yapısına galip gelmiş ve yerleşik toplum yapısını derinden sarsmıştır. 375’teki Kavimler Göçü ile, Avrupa’nın etnik yapısını şekillendirmiş, günümüz Avrupasının parçalı yapısının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Roma İmparatorluğu’nu parçalayan baş sorumlu olan Hunlar’ın torunları, asırlar sonra Romanın son kalıntısı Bizans’a da son vermişlerdir. Hunlar, doğu ile batıyı atlarının ayakları altına almışlardır.

Hunlar, göçebe ekonomisine sahipti. Hayvancılıktan kaldırılan ürünler, hem tüketiliyor hem de ticarette kullanılıyordu. İlk zamanlar Çinliler, daha sonra komşu milletler ve Roma ile ticari münasebet kurmuşlardır. Hun ekonomisinin önemli bir kaynağı da, savaş ganimetleridir. Hayvancılık, madencilik ve ticarette önemli hareketleri bulunuyordu.

Her devlet gibi Hun devletleri de yıkıldılar. Hun toplumu da değişti, diğer insanlara karıştılar. Daha sonra gelen Türk Hanedanlıkları için birer yol gösterici, birikim mimarı oldular. Türkiye Cumhuriyeti’nin de iftihar ettiği bir toplum durumunda bulunuyorlar. Türk tarihinde saygın bir yer edindiler ve 16 büyük Türk Devleti arasında sayılıyorlar. Hunlar olmadan, Tarih başlamıyor…

Magna Carta 1215 (Büyük Şart) nedir?

Magna Carta; İngiltere’de, halkın ve bireylerin haklarının, devlet tarafından tanındığını belirten siyasi ve hukuki belgeye verilen isimdir. 1215 yılında oluşturulan bu belge, İngiltere Kralı ile İngiliz Soyluları arasında imzalanmıştır. Kelime anlamı olarak, Büyük Şart demektir. Avrupa aydınlanmasına giden yoldaki ilk kıvılcımdır, denilebilir. Magna Carta, parlamenter sistemin önemli bir basamağı olmuştur. İngiltere’de görülen Magna Carta olgusu ile Osmanlı’da görülen Sened-i İttifak birbirine benzetilen iki olgudur. Bu iki olay bazı yönleriyle benzer iken bazı yönleri ile ayrışırlar. Magna Carta, başarılı bir sürecin başlangıcı iken, Sened-i İttifak uygulanma imkanı bulamamıştır. Ancak iki olayın da temel noktası demokratikleşme sürecinin ilk hukuki kıvılcımları olmalarıdır. Şimdi, Magna Carta’nın önemli maddelerine bakalım;

Magna Carta’nın önemli maddeleri

  • Kendi zümresinden olanlar ya da ülkenin ilgili yasalarına uygun olarak verilen bir karar olmadıkça hiçbir özgür kişi tutuklanamaz, hapse atılamaz, mal ve mülkü elinden alınamaz, sürgüne yollanamaz ya da herhangi bir biçimde kötü muameleye maruz bırakılamaz1.
  • Kimseye hakkı ya da adaleti satmayacağız, menetmeyeceğiz ya da geciktirmeyeceğiz2.
  • Bundan böyle hiçbir hakim her hangi bir kimseyi ilgili olayda doğru ve güvenilir deliller ortaya koymadan dava edemez3.

Magna Carta’nın sonucu’nda

  • Parlamenter yönetimin kurulmasına zemin hazırlanmıştır ve İngiltere’de rejim; Mutlak Krallık’tan, Meşruti Krallık’a geçmiştir.
  • İngiltere’de demokratikleşme sürecine girilmiştir.
  • Kral’ın yetkileri sınırlandırılmıştır.

1, 2, 3 tr.wikisource.org-Magna Carta maddesi

Tarihi bir olgu olarak, Su Değirmenleri

Su değirmenleri, su gücünün tarımsal sanayiye uygulandığı en önemli icad ve kurumlardır.

su değirmeni resmiSu değirmenleri, doğa ile teknolojinin kardeşliğine örnek şirketlerdir. Bu değirmenler, eski zamanların sanayisini ortaya koyar ve burada öğütülen tahıllar beslenme sürecinin en sağlıklı öğesidirler.

Bu değirmenler, hem kullandıkları enerjinin yenilenebilir olması hem de yapılan iş sonucu ortaya çıkan ürünün doğal (organik) olması nedeniyle, belki de tarih boyunca görülebilecek her bakımdan en verimli teknoloji unsurudur. Su, taş, demir, bitki ve insanın dostluğu ile bu unsurların işlerini en iyi yaptıkları bir cemiyetin temsilcisidirler. Ayrıca şunu da ilave edebiliriz; su değirmenlerine yük taşıyanlar da doğanın en iyi bekçileri olan hayvanlar cemiyetinden bireylerdir. Öküz, at, eşek ve diğer kullanılabilecek hizmet ehli hayvanlar… Bu bireylerin bir kısmı ahşap arabalar çekerek, bir kısmı kendi sırtına alarak, yükleri taşırlardı. Yani, herkes doğanın işleyen çarkının birer dişlisiydiler. Tüm bu unsurlar hep birlikte, zararsız dev bir fabrika idiler.

su değirmeniTarih sürecinin en birincil gereksinimi beslenmedir. Tüm olgu ve olaylar, canlıların karınlarını doyurma eylemlerinden ortaya çıkar. Medeniyeti ortaya çıkaran da, insan topluluklarının tarımsal üretim süreçlerine birinci elden dahil olmasıdır. Bu üretim teknolojik araç-gereç yapımını, böylece uygarlaşmayı ortaya çıkarmıştır. Su değirmenleri de tarihi açıdan, üretilen tahıl ürünlerinin işlenmesi görevini üstlenerek, tarihin önemli bir parçası olmuştur.

Türk Tarihçileri’nde, Kavram bilinci sorunu!

Kavramlar, insanoğlunun bilme eylemi için olmazsa olmaz unsurlardır. Anlamlandırma gerekliliğinin yerine getirilmesi, kavramların kavranması ve doğru ifadesi ile mümkündür. Bu tarih bilimi için de böyledir. Hele ki, felsefe ve tarih için kavram bilinci temel taştır.

Okumaya devam et “Türk Tarihçileri’nde, Kavram bilinci sorunu!”