Suriye’nin anlattıkları

Suriye İç Savaşı’nın çetin günlerindeyiz. Şu an oldukça büyük bir değişim yaşanıyor. Tarih kitaplarında, 10-15 yıllık bir süreç, bir iki paragrafla anlatıldığında olayın nasıl da büyük olduğu kavranıyorsa da, bizzat sürecin çağdaşı olduğumuzda, acı-gözyaşı ve sıkıntılarla uğraşmaktan, daha büyük fotoğraf karesine bakmak mümkün olmadığından, olayın tarihi atlayışını tam anlamıyla algılayamıyoruz. Bunu ancak, tarihi benzer olayların, bugün tarih kitaplarında nasıl yer aldığını bizzat inceleyerek kavrayabiliriz.

Yüzyıl önce, tarihin iki büyük imparatorluğundan biri olan Osmanlı parçalandı. Her imparatorluk parçalandığında arkasında büyük bir enkaz bırakır ve bu enkaz çok büyük zenginlikler barındırır. Bir arada yaşamış binlerce farklı etnik-görüş-inançtan oluşan grupların, bu İmparatorluğun en büyük hazinesi olduğu, bu parçalanmalarda daha da görünür hale gelir.

Anadolu, buna benzer olayları defalarca yaşadı. Büyük Selçuklunun parçalanmasıyla yaşanan devletçikler bunlardan biridir. Daha sonra Anadolu Selçuklularının dağılmasıyla yaşanan beylikler dönemi de bunlardandır. Bugün Osmanlının dağılmasıyla yaşanan bu dağılmışlık ve başsızlık da bunlardandır.

Beylikler Dönemindeki Moğol zulmü ne ise, bugün de Amerikan zulmü bu topraklar için dışarıdan gelen öyle bir zulümdür. Geçmişte kimler bu coğrafyayı birbirine düşürdüyse, aynı süreçler yine yaşanacaktır.

Tarih kitaplarında 3 sayfada geçip giden iki asırlık çalkantılar dönemlerini, çok mu basit gördünüz? Anadoluda yaşanan beylikler dönemi içerisinde, onlarca Suriye Krizi olmuştur, katliamlar, gözyaşları… Bir de Zaferler…

Bu tarihi süreçler yaşanacak, kaçış yok. Tek yapabileceğimiz, uygun yerde uygun siyasi pozisyonlar almak. Sokaklarda siyaset yapmanın, hiç bir getirisi olmadığını iyice anlamak. Mısır ve Suriye, ibrettir.

Bilmedikleri konuları, kaldırım taşlarıyla ifadeye çalışan çapulcular yerine; bildikleri konuları, kalemleriyle icraa eden alimler ortaya çıktığında, bu işler çözülür.

Beşar Esad; beceriksiz ve ahmak bir lider

Beşar Esad, bugünlerin geleceğini yıllar öncesinden görmeliydi. Sosyalist temelli BAAS siyasetin geldiği nokta budur. Bu rejimlerin temeli bozuk, öyle olunca da bu sistemi bir yanından tutup düzeltmeye başlayamazsın. Çünkü bu tür rejimlerin, her sokak başında ve her koltukta, sistemden beslenen sadık birileri vardır. Bu hiyerarşinin en tepesindeki Beşar Esad, ne kadar ıslahatçı olursa olsun, ıslahatlarda başarılı olamaz; çünkü bugüne kadar oldukça katı bir asalak bürokrasi oluşmuş durumda ve bu memur tabaka, konumlarını kaybetmemek için kendi lideri olan Esad’ı bile çiğner. Soruyorum: Herhangi bir Suriyeli bürokrat gördünüz mü, isyancılara destek veren? Göremezsiniz, asıl sorun zaten sert bürokrasi…

Yakın tarihin devinimlerinden hiç ders almamış görünen bir liderle karşı karşıyayız. Devletin beka’sını, hanedanın bekasında gören bir anlayışa sahip. Halbuki asırlık geçmişlere sahip nice hanedanlar gitti bu dünyadan ve halkların bekası eğer hanedanların elinde olsaydı, nice toplumlar tarihten silinmişti. Saddam da kendini yetkin görüyordu, sert bir sistem kurmuştu ve Irak’ın bekasını sadece kendinde görmüştü. Saddam’ın sonunu gördük, ülkesini yönetmeyi beceremedi, Irak halkını düşmanlarının eline bırakıp helak olup gitti. Buna rağmen hala Irak halkı ve devleti ayakta. Demek ki, bir devletin ve halkın hayatı, bir kişiye bağlı değilmiş.

Okumaya devam et “Beşar Esad; beceriksiz ve ahmak bir lider”