Pkk=Sosyalizm=Faşizm

Öncelikle şunu bilmek gerekiyor; sosyalizm ile komünizm aynı şeyler zanneden çok sayıda insan var ve bu iki kavramı birbiri yerine kullanıp geçenler var. Halbuki “Komünizm” kavram olarak insani bir yönü temsil eder. Sosyalizm ise; siyasi yönü temsil eder. (Anlaşılması açısından eşleştirmek gerekirse; Emperyalizm-Komünizm, Kapitalizm-Sosyalizm olarak yer bulur.) Bu nedenle sosyalizm, her türlü pisliğe bulaşmış bir akımdır, varlığını şiddette görmüştür. Bu bir eleştiri değil, tespit’tir.

stalin, esad, saddam, apo

Sosyalizm, milliyet kardeşliği üzerinde yükselmeyi umarken, milliyet düşmanlığını doğurdu. Dünyanın en faşist lideri kabul edilen Hitler, bir sosyalist’tir. Hitler’in en yakın arkadaşı, Mussolini’dir. İkinci dünya savaşının kan dokuculeri olan Faşistler ve Sosyalistler, aynı yerden doğuyor, büyüyor. Hitler, Lenin, Stalin, Mussolini gibi liderlerin cahil, felsefesiz olduğunu kimse söyleyemez. Özellikle Hitler’in kitabında yer alan fikirlerin isabetliliğine hayran olmamak mümkün değil. Sorun, fikirlerin uygulanma şeklinde çıkıyor. Artık tarih olmaya başlamış Stalin, Lenin, Hitler dönemleri hakkında yargılama yapmak doğru olmaz ama bugünün aktörlerini yargılamak mümkündür. (çünkü o günün şartlarını o gün doğurmuştur, değer yargıları farklıdır. Geçmiş yy’ın bazı siyasi oyunları anlaşılmıştır, ders alınması gereken yeterince malzeme ortadadır. Yani artık bugün, meşruiyeti sorgulanan Esad ve sosyalist olmasına rağmen kapitalist oyuncağı olan Pkklılar, ortamı kavramış olmak zorundadırlar.)

Okumaya devam et “Pkk=Sosyalizm=Faşizm”

Şu dillerden düşmeyen Faşizm!

Soğuk Savaş döneminin ve öncesinin önemli bir argümanı idi, faşizm. Hitler’in yaptığı bazı icraatler, sosyalistlerce faşistlik olarak nitelenirdi. Aslında, Hitler’in ki de bir sosyalizm değil miydi? Ha düz sosyalist olmuşsun ha nasyonal sosyalist, ne farkeder? Milliyetçi olmak suç olmuştu ve dünya işçilerinin dostluğu üzerine bina edilmek istenen düzgün sosyalizm tarafından, dünya patronluğu, faşistlikle suçlanıyordu. O zamanlar iyi de prim yapan popülist bir yaklaşım idi. Aradan onca yıl geçmesine rağmen hala aynı ağız kullanılınca hem çirkin oluyor hem hedef sapıtıyor.

Geçmiş geçmişte sosyalist olanlar, geçmişte sosyal demokrat oldular, bugün de ulusalcı oluyorlar. En iyi örnek, Doğu Perinçek. Kim derdi ki, Doğu Perinçek, Avrupalar da, Soykırım yoktur diyerek kendini bu ülke için feda edecek(!) İşte, Doğu Perinçek kafasında olanlar, çok sevdikleri ve ikide bir kullanmaktan utanmadıkları Atatürkçülük’ün ilkelerinden Milliyetçilik’i, faşizm olarak yorumlayıp, onun yerine ulusalcılık‘ı getiriyorlar. Bu kişilerin kafalarının ne kadar allak bullak olduğunu bu durum tam, kesin şekilde ortaya koyuyor. Milliyetçilik ile ulusalcılık arasında anlam olarak ne fark var, bunu izah edebilecek olan söylesin. Bir zamanların sosyalist’i şimdi gelmiş benimle milliyetçilik oynuyor. Üstelik, milliyetçi olanlara da faşist damgası vuruyor. Kendisi insan sever olurken, karşısındakini yıllar yıllar yıllar öncesinin ağzıyla damgalamak, üretim araçlarından yoksun bir beynin göstergesidir.

Şimdi bir de bu eski ustaların, yeni yetme uşakları oldu. Kıçına yapışan donların üreticisinin kapital sermaye olduğunu unutarak avanak avanak gezen, herhangi bir şey boş kafasına uymadığı zaman faşistlikle suçlayan yeni yetmeler. Yolda giderken bir taşa takılsa, taşı kenara yuvarlamak yerine, hemen bir yürüyüş tertipleyip faşist taş, deeefol! diye slogan atan bir gençlik. Bu gençler aynı zamanda, Mustafa Kemal’i de örnek alıyorlar(!) devrim yapacaklar! Yalnız, Mustafa Kemal’in, önce bir zihne ve sonra düzgün bir zihniyete sahip olduğundan habersizler. Mustafa Kemal, düşünen, okuyan, çalışan bir insan. Bu gençler gibi kamu malına zarar veren, emekçinin tezgahını deviren biri değil ki, Mustafa Kemal! Atatürk’ü örnek alıp da, bir kez olsun yahu bu adam ne demiş diye, Onun sözlerini okumayanlar, bana devrimden, hak-hukuktan bahsediyorlar. Karşıt görüşte kim olursa olsun, faşist damgasını yerleştiriyorlar. Lan, sen ne zaman bir faşist gördün ki, bileceksin!

Hitler’in ölümü ve son tanık Rochus Misch’in anlattıkları

Adolf Hitler‘in ölümü hep bir rivayet olarak kalmış ve bu konuda neredeyse en yetkili ve bilgili kişi olan 5 yıl boyunca hizmetinde bulunan, hala patron olarak anmaya devam eden kişi olan SS subayı Rochus Misch, suskunluğunu bırakıp Hitler’in son anlarını anlattı. Anlattığına göre bilinen en son durum şöyle gelişti:

Okumaya devam et “Hitler’in ölümü ve son tanık Rochus Misch’in anlattıkları”

Adolf Hitler’e göre tarih bilimi ve tarih öğretimi

Adolf Hitler’in kendi ağzından:

Tarih ve coğrafya’da çok başarılıydım ve sevdiğim bu iki derste sınıf birincisiydim.
Aradan yıllar geçip bugün o devrin muhasebesini yapıyorken şu iki önemli sonucu çıkarıyorum:
Birincisi “Nasyonalist” olmuştum. İkincisi de “Tarihin gerçek manasını anlamayı ve ona nüfuz etmeyi öğrenmiştim.”

Sürekli bir ilerleme ve gelişme sonunda on beş yaşımda iken hanedan vatandaşlığı ile ırk milliyetçiliği arasındaki farkı kavramaya başladım ırk milliyetçiliğine taraf oldum.

Tarih, asla uyumayan bir kaynaktır, şartlara göre bazen unutulmuş görünse de o kısık sesle yeni bir gelecekten söz eder.

Bugün bile okullarda dünya tarihi öğretimi iyi değildir. Öğretmenler tarih dersinin maksadının yalnızca tarihleri ve hadiseleri öğretmekten ibaret olduğunu düşünmektedirler. Bir öğrenci için bir savaşın başlama ve bitiş tarihlerini bilmek ya da bir mareşalin doğumunu, bir taç giyme törenini bilmek önemli değildir. Tarih okumak, tarihi olayları doğuran ve gerektiren şeyleri öğrenmek ve araştırmaktır.
Gerçek hüner şuradadır: Esas olanı saklamak, ayrıntıyı ise unutmak.

Kaynak: Kavgam, Adolf Hitler, (çev. Hüseyin Cahit Yalçın), Manifesto yay., Ocak-2005.

Ayrıca okunmasını gerekli gördüğüm, Adolf Hitler’le ilgili bir makaleyi sizlere sunuyorum! Değinilmemiş tespitler yer alıyor!