Mustafa Kemal ile İttihat Terakki fikriyatı arasındaki fark!

Mustafa Kemal ve İttihat Terakki farklarından biri

27 Eylül 1907?de ?Vatan ve Hürriyet? ile ?İttihat Terakki? cemiyetleri birleşmişti. Mustafa Kemal bir şeyden kaygılıydı. Meşrutiyet rejimi kurulduktan sonra ne yapılacaktı? Ona göre gizli cemiyet bir siyasi parti haline gelmeli ve iktidarı ele almalıydı. Şimdiden hazırlıklı ve programlı olmalıydı. Olmazsa ona göre ikinci meşrutiyet de, Mustafa Kemal?e göre, birinci gibi iflas edecekti.

Okumaya devam et “Mustafa Kemal ile İttihat Terakki fikriyatı arasındaki fark!”

Devletçilik İlkesi ve Türkiye Gerçekleri

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, kendine özgü ilkeler ve inkılaplara sahiptir. Yeni devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tü ve devletin ilkeleri de bu şahsiyetin fikirlerinden çıkmıştır. Atatürk İlkeleri’nin temelinde, idealizm ve realizm vardır. Yani idealleri uğrunda bıkmadan koşmak ve ortaya koyulan icraatlerde hayalperest değil, gerçekçi olmak!

Devletçilik ilkesi de bu çerçevede ortaya çıkmıştır. Şimdi bakalım, bu ilkenin ortaya çıkış öyküsüne… Devletçilik ilkesi, en fazla ekonomik anlamda kullanılmıştır, bu doğrudur, ancak yeterli değildir. Ekonomik anlamda, devletçi politika yürütmek o dönemin olmazsa olmazıdır. Gerekçesine gelince; Osmanlı devleti her alanda -askeri alan hariç tutulabilir- yeni dünya düzenine ayak uyduramamıştır.

Ekonomik anlamda, yüzyılları bulan kapitülasyonlarla batılı devletlere sömürülen Osmanlı devleti, son yıllarında büyük borçlar içine girmiştir ve bu borçların çevrilebilmesi için de, bağımsızlığına ters olarak, Duyun-ı Umumiye idaresi kurulmuştur. Duyun-ı Umumiye ve Reji Ambarları; milli mücadele esnasında, açlık içinde savaşan Türk halkının emeğini sömürmeye devam etmiştir. Ekonomik anlamda eli kolu bağlanmış olan bu coğrafyanın, milli mücadele sonrası tekrar iktisadi denetimi, yatırım yapma özgürlüğü ve sermaye oluşturma gereksinimini karşılayabilmesi, devletçi politikayı gerekli kılmıştır. Çünkü, elinde hiç birşey olmayan halkın yatırım yapması beklenemez.

Devletçilik ilkesi, toplumun zenginleşebilmesi ve iktisadi atılım yapabilmesi için önemli görevler üstlenmiştir. 1929 ekonomik buhranının şiddetli günlerinde, Türkiye ayakta kalabilmişse ve yatırım için kurumlar oluşturabilmişse ( Türkiye İş Bankası, Etibank v.b.), bu devletçilik politikasının işlediğini gösterir. Atatürk’ün devletçilik politikası, asla sert bir komünist politikaya benzemez. Çünkü, devletçilik politikasında olmayan yatırımları devletin yapması olduğu gibi, girişimcilere de kredi sağlama amacı vardır. Yani bir yandan devlet iş yeri açarken diğer yandan da iş yeri açmak isteyenlere sermaye sağlamaktadır.

Devletçilik ilkesi gereği uygulanan politikalar, devlet tarafından halkın iktisadi gereksinimlerine hitap ettiği gibi, aynı oranda da sosyal yaşamına hitap etmiştir. Avrupa’daki asırlık modern eğitim olgusunu, Osmanlı devleti beşik ulemalığı ile karşılamakta ısrar edince, Osmanlı’daki müslim tebaa cahil kalmıştır. Azınlıklar, belirli şekillerde eğitim alabilirken, müslümanlar eğitimden bihaber durumdadır. Okuma-yazma yoktur ve 19. yy. ile 20. yy’ın başlarındaki savaşlar, zaten az olan okumuş tabakayı da almış, götürmüştür.

İşte, eğitim alanındaki bu acı geri kalmışlık, Mustafa Kemal için çözülmesi gereken en önemli sorundu. İstiklal Savaşı’nın en şiddetli günlerinde, eğitim şur’aları toplayan Atatürk, devletçilik ilkesini eğitime de dökmüştür. Ekonomik sıkıntılar içinde olunsa da, ulaşılabilen her yere okullar, kurslar açılmış, yabancı ülkelere öğrenciler götürülmüştür. Dış ülkelere gönderilen bu öğrenciler de, sonraki zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli işlerini çözmüşlerdir. Dış dünyayı takip edememekte olan Türk halkının, yeniliklerden haberdar olabilmesi, devletin bu işe el atmasıyla mümkündü. Eğitim alanında, türlü muhalefete rağmen yeni alfabelere geçildi, gazetelerin okunması teşvik edildi. Devlet, hiç yaş ve cinsiyet ayrımı yapmadan, köylere kadar okuma yazma kursları açtı. Böylece, devletçilik ilkesi etrafında Türkiye Cumhuriyeti’nde, eğitim-öğretim hızla artırıldı.

Devletçilik ilkesi, günümüzde ekonomi alanındaki etkisini kaybetmiş görünse de, eğitimdeki işlevi hala önemini korumakta! Her ne kadar eğitime destek kampanyaları ile özel sektörler okullaşmaya yardımcı oluyorsalar da, genç nüfusun eğitiminin yükü neredeyse tamamen devlet üzerinde… Çünkü, hala halkımızın önemli bir kısmı, çocuklarını okutmak için para ayırabilecek durumda değiller. Hatta, okula ulaşmakta zorluk çeken ve okula gönderilmeyen birçok çocuk bulunmakta! Tüm bu sorunlar ve gerekçelerden dolayı, devletçilik ilkesi hala yaşamakta ve ne kadar isabetli bir fikir olduğu ortaya çıkmaktadır. Zaten, bu halkın en muhtaç olduğu olgu, eğitimdir. Devletçilik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında, yaşatılmasında; Türk halkının sosyo-kültürel ve iktisadi hayatına katkısında, hala önemini korumaktadır. Devletçilik ilkesi, Türkiye’nin tarihi, iktisadi, kültürel gerçeklerinden ve gereklerinden çıkmış, kendine özgü, bağnaz olmayan bir ilkedir.

Tekalif-i Milliye Emirleri nelerdir?

Kütahya-Eskişehir muharebelerinden sonra bütün sorumluluğu üzerine alan Mustafa Kemal, 5 Ağustos 1921’de TBMM tarafınca, başkomutan seçildi. TBMM’nin bir kanunu ile (144 sayılı kanun) 3 ay süreyle, olağanüstü yetkilere sahip başkomutan seçildi ve bu süre boyunca verdiği bütün kararlar aynen TBMM’nin koyduğu yasaların gücünü taşıyacaktı.

Okumaya devam et “Tekalif-i Milliye Emirleri nelerdir?”

Mustafa Kemal’in vefatını bildiren ilk manşetler

11 Kasım 1938 tarihli Akşam Gazetesi’nin, Büyük Önder Atatürk’ün vefatını Türkiye Halkına bildiren, 1. sayfasının fotoğrafı
11 Kasım 1938 tarihli akşam gazetesi

11 Kasım 1938 tarihli Ulus Gazetesi’nin, Büyük Önder Atatürk’ün vefatını Türkiye Halkına bildiren, 1. sayfasının fotoğrafı
11 Kasım 1938 tarihli ulus gazetesi

11 Kasım 1938 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin, Büyük Önder Atatürk’ün vefatını Türkiye Halkına bildiren, 1. sayfasının fotoğrafı
11 Kasım 1938 tarihli Cumhuriyet gazetesi