Opera mini 6.5 çıktı (java, iOS, blackberry, android)

operaminiMobil web tarayıcı lideri opera, mini tarayıcısını güncelledi. Opera mini artık 6.5 sürümüyle kullanıma sunuldu. Aynı güncelleme Java platformu, iOS platformu, Blackberry ve Android için sunuldu.

Opera’nın bu güncellemesi hakkında bilgi için Opera mini blog sayfasına bakabilirsiniz. Mobil cihazınızdan, m.opera.com adresini ziyaret ederek yükleyip kullanmaya başlayabilirsiniz.

Genel olarak; sayfa kaydetme, genel kararlılık sorunlarını çözme, veri miktarı ölçme ve çeşitli iyileştirmeler yapıldı.

Deneyim ve sorunlar

Opera mini 6.5 sürümünde bazı sorunlar görünüyor. Bazı sitelerin taramalarında sorunlar çıkıyor. İlk tarama sonrası devam eden süreç içinde düzeltme uygulansa da, bir problem olduğu açık. Ayrıca bağlantı kurma sorunları da var, internet bağlantı kurulumunda kararsızlıklar yaşanıyor. Şimdilik idare eder görünse de, bir sonraki sürümü, -büyük olasılıkla opera mini 6.5.1 sürümünü- beklemek lazım. Şu an android için 6.5.1 sürümü kullanılabilir durumda. En kısa sürede java, symbian ve diğer platformlar için de, opera mini 6.5.1 yayınlanacaktır ve stabil-kararlı sürüme ulaşılacaktır.

Evliya Çelebi, “doodle” oldu!

Ücretsiz hizmetlerle herkesin gönlünü cezbedip kısa zamanda dünyanın en büyük sanal hazinesi haline gelen google, insanların sempatisini kazanmayı çok iyi biliyor. Yaygın olması nedeniyle de çok küçük bir çalışma, milyonlar tarafından görülebiliyor. Google’ın önemli projelerinden biri de, Doodle’lar. Toplumlar ve dünya için önemli isim ve olaylar, Google logosuyla ilişkilendirilip tarama sonuçlarına yansıtılıyor. Bu günün Doodle’ı, Türk Seyyah Evliya Çelebi’nin 400. doğum yıldönümü!

Okumaya devam et “Evliya Çelebi, “doodle” oldu!”

Blogger’a alternatif erişim yolları

Türkiye’de Google’ın blog servisi Blogger kapalı. Digitürk’un telif hakkı davası sonrası kapanan bloglar, açıldı açılacak derken bir türlü açılmadı gitti. Bir çok kişi bloğuna kavuşamamaktan şikayetçi. Burada sizlere, başka bir yerde söylendiğine rastlamadığım bir yöntemden bahsedeceğim…

Okumaya devam et “Blogger’a alternatif erişim yolları”

Türk Halkı’ndaki internet kullanma zihniyeti

Türkler olarak bizler, hep hayatın, tarihin, medeniyetin içinde olduk. Hatta tam merkezindeyiz. Birazcık tarih ve coğrafya bilgisine sahip olanlarımız vakıf olacaklardır ki, dünyanın hangi coğrafyasına hangi devrine gidilirse, orada Türklere ve Türklüğe ait bir iz kesinlikle bulunur. Herşeye el atmış, hem yayılmış hem yaymış bir milletiz!

İster kabul edilsin ister edilmesin, Roma İmparatorluğu’ndan sonraki, en büyük devlet de bize ait! Tarih terminolojisinden dem vurup, Osmanlı’nın yönetim olarak İmparatorluk olmasından utanan, küçük dünyalı tarihçilerimiz olsa da!

Türk-İslam Medeniyeti’nin ortaya koyduğu değerleri kullanamayıp günümüz dünyasında soytarı durumuna düşüp düşmeme arasında bocalıyor olsak da, mazimizdeki veriler, bizim de içimizde çok değerli cevherler olduğunu ortaya koyuyor. Ancak işte ne var ki, ne oldu ise biz bu cevheri parlatmayı beceremedik, beceremiyoruz…

Aslında bu zor değil ve yükselmenin temelleri, kendi değerlerimizde saklı! Bireysel inanç farklılıkları, bu coğrafyayı, bu halkı, bu milleti, bu devleti ne yıldırır ne yıkar ve kimsenin bireysel inançlarına karışılmaz, karışılmamalı! Ancak bu coğrafyanın insanları da bilmeli ki, İslamiyet inancı bu toprakların fikri dinamizmidir. Nasıl ki, Avrupa-Amerika kıtaları Hristiyan, Afrika çok tanrılı, Asya’nın dogusu felsefi dinlere dayanıyorsa; Orta Asya-Arabistan-Acem-Anadolu toprakları da, İslami bilinir ki, bu hem Müslümanlar’ca hem gayri Müslimler’ce böyle bilinir. İşte bu coğrafyanın lideri olan halk olarak da bizim ele almamız gereken İslami fikri temel, Kur’an’da yer alan “OKU” emridir. Şüphesiz eğitim ve öğretimle ilgili din dışı bir çok söz veya değerimiz vardır, ancak burada sadece din’e değinildi.

Giriş kısmı biraz fazla olsa da, bir fikir edinmemiz açısından gerekliydi. Gelelim şimdi esas noktaya… Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin yıkılışında esas rol, eğitim kurumlarının köhnemesiydi. Eğitim giderek realiteden ayrılıp çıkarcılık ve boşboğazlık üzerine kurulmaya başlamıştı. Burada eğitim dini temellerden de uzaklaşmıştır ki, İslam’dan anlayan bir tane hoca bulmak bile mümkün değildir, Osmanlı’nın son asırlarında… Matbaa’nın girişi ise, tam bir acıdır. Okumayan bir halk için, kitap basmanın da bir anlamı yoktur, zaten! Din eksenli bir halkın okuması isteniyorsa, ilk olarak dini eser basılmalıdır ki, halk eline alıp okusun! Zaten bir kaç kitap başımından sonra da görülmüştür ki, Osmanlı toplumunda okuyan yok!

Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte, başta Mustafa Kemal olmak üzere, yeni siyasi kadro okuma-yazma üzerine eğildiler. Kısa bir zaman içinde koskoca bir halka okuma yazma, her türlü iç muhalefete rağmen öğretildi ve şimdilerde görüyoruz ki, o zamanların muhalifleri ekmeklerini kitapçılıktan kazanıyorlar. Hemde en iyi ciltlemeyi zamanında izin verilmeyen, dini eserlerde görüyoruz. İşte insanoğlunun çelişkisi!

Günümüzün matbaası ise, internet! Hani herşeyi hemen hemen, doğru ya da yanlış bulabildiğimiz garip icat! İnternetin de kabulü bu ülkede zor oldu. Aynı matbaa, bisiklet, televizyon gibi… Saçma olduğu zamanla anlaşılacak olan, internet yasaklarına rağmen… Bu yasaklar internet kullanmayanlar ve sadece okuyanlar için hiç birşey ifade etmese de, internet ortamına yazarak katkıda bulunanlar için, çok acıklı olmakta… Sanal ortamın yasakları da, sanal kalmakta ve herkes bir yolunu bulup yine istediği yere girmekte…

Ancak önemli bir sıkıntı var ki, halkımız hala internetin nimetlerini anlamış değil! Burada en çok hayıflanılması gereken de, gençlerimiz… Sonuçta yeniliklere en aşina olması gereken toplum kesimi onlar. Gençlerimizin bahanesi, para da olmamalıdır, çünkü zaten internete giriyorlar. Sorun internete girememek değil zaten! Sorun, genç kuşağın internet ortamına katkıda bulunmuyor, aksine hazır içerikleri tüketmeye programlı olmaları! Yani, yine her işte olduğu gibi tembel ve araştırmıyor olmaları! Mesela bu weblog sayfası için ve benzeri sayfalar için yeterli talep olmuyor. Çünkü gençlerimiz okumak, yazmak ve düşünmekten bi’haber yaşıyorlar. Onlar için varsa yoksa video siteleri, facebook ve bilinen bazı portaller! Bu toplumun eksiklerini görüp de, bir öneri getirmek için yazma gereğini duymuyorlar. Blog sitelerini gezmeye gelmiyorlar, halbuki çok eğlenceli, gerçekten birşeyler anlatan, sadece empoze etmek değil, gerçekten bir acısı olduğundan dolayı bağırıp çağıran web sayfaları var… Ancak Türk İnternet Kullanıcısı, içindeki cevheri ortaya koymuyor… Okumak ve yazmak, sanal aleme bir katkı vermek yerine, hazır videoları facebook’ta paylaşmayı yeğliyorlar. Eğer böyle yapmaya devam ederlerse, sanal alemde hep sanal kalacaklarını farkedemiyorlar. Facebook’a girmek için bile hala browser’a feysbuk yazmaya çalışan, facebook’cular var bu ülkede! İşte gaflet, dalalet ve hatta -bu ülkeye- hıyanet, bu bilincin tam kendidir.