I. TBMM’nin; hükümet üyeleri, ilk üyeleri ve meslekleri, eğitim durumları (şemalı)

I. TBMM’nin İlk Hükümet Üyeleri

    1. Meclis Başkanı ve Hükümet Başkanı; Mustafa Kemal (ATATÜRK) Ankara Mebusu
    2. Şer’iye Vekili; Mustafa Fehmi (GERÇEKLER) Bursa Mebusu
    3. Müdafaai Milliye Vekili; Fevzi Paşa (ÇAKMAK) Kozan Mebusu
    4. Hariciye Vekili; Bekir Sami (KUNDUH) Tokat Mebusu
    5. Maliye Vekili; Hakkı Beyiç (BAYİÇ) Denizli Mebusu
    6. İktisat Vekili; Yusuf Kemal (TENGİRŞENK) Kastamonu Mebusu
    7. Nafaı Vekili; İsmail Fazıl (CEBESOY) Yozgat Mebusu
    8. Adliye Vekili; Celalettin Arif Bey Erzurum Mebusu
    9. Dahiliye Vekili; Cami (BAYKUT) Aydın Mebusu
    10. Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekili; İsmet (İNÖNÜ) Edirne Mebusu
    11. Maarif Vekili; Dr. Rıza Nur Sinop Mebusu
    12. Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili; Dr.Adnan (ADIVAR) İstanbul Mebusu

Okumaya devam et “I. TBMM’nin; hükümet üyeleri, ilk üyeleri ve meslekleri, eğitim durumları (şemalı)”

R. Tayyip Erdoğan’ı, başarılı yapan unsur!

Recep Tayyip Erdoğan, kabul edilsin edilmesin, çok başarılı bir siyasetçi… Başarısında da politikacı değil, siyasetçi olması yatıyor. Gerçekten de tartışmaya girilecek bir üslup kullanıyor olması, takdire değer bir şey! Bir çok kişi, onun yalan söylediğini ima etse de, bu kesinlikle doğru değil! Üslubu çok açık ve kesin! İşte yıllardır bu halkın beklediği karizmatik lider duruşu… Sırf ideolojik bakma nedeniyle bu görüşe karşı çıkan çok insan var Türkiye de! Zaten bu kişilerle de herhangi bir siyasi, tarihi, felsefi tartışmaya girilemez…

Erdoğan’a, yalan söylüyor bir şeyden anlamıyor diyenlere bakıldığında, bu kişilerin Zuhal Topal’la Izdivaç programını izledikleri ya da izlemiyorlarsa, onun yerine saçma sapan futbol yorum programları izledikleri ortaya çıkar. Yani siyasetten ve toplumdan habersiz, her seferinde nefret ettiklerini belirttikleri Amerika’ya özenen kişiler oldukları görülebilir. Velhasıl, çelişkiler içinde çırpınan insanlardır bunlar…

Kişisel olarak, Türkiye’deki dinci zümrenin hep karşısında oldum ve onlar yüzünden toplumdan koptum, yapayalnız biri haline geldim. Arkadaş çevremi de, terkettim! Ancak; Erdoğan’ın başarısını, samimiyetini ve bu ülkeye olan hizmetlerini de hep takdir ettim. Çünkü Erdoğan, yanında bulunan arkadaşlarının anlayışlarından daha farklı… Örneğin; yıllardır başa gelen dinci iktidarların anlayışı, günümüzde Bülent Arınç’ta görülüyor. Oysa ki, Sayın Erdoğan’ın bakış açısı daha farklı… Gerçeği, çağın gereklerini kavramış biri… Bunu bugünkü bir olayla anlamak mümkün, olay şöyle gelişiyor…

Başbakan Erdoğan, Şanlıurfa’da toplu açılışta konuşurken, dinci iktidarların yıllardır Türkiye’de oluşturduğu bilince sahip bir kişi, pankart açarak Erdoğan’a padişah benzetmesi yapıyor. Bunun üzerine Erdoğan şunu söylüyor:

Bak, “padişahım çok yaşa” diyorsun, ama ben ne padişahım ne padişahlığa özentim var. Kaldır onu, kaldır! Ne dedik biz… Biz efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Farkımız bu!

Burada da görülüyor ki, yılların biriktirdiği yanlış bilinç, hala Akparti tabanında mevcut! Hala gerçek dünyadan kopuk yaşayan, padişah ve işe yaramaz bir makam olan hilafet sevdalıları var… Bu zaten bilinen birşey ve hatta bu özlemleri Akparti’nin üst kademesinde Bülent Arınç’ta da görmek mümkün… Yalnız zaten, Erdoğan’ı bu bağnazlardan ayıran da burada yatıyor… Örneğin, o pankartı gören kişi, hala saltanat hülyaları içinde olan biri olsaydı, verdiği cevap Erdoğan gibi olmazdı. Örneğin, Bülent Arınç veya Necmettin Erbakan olsaydı, muhtemelen şöyle derlerdi: İnşallah, inşallah… O günler de gelecek! İşte Erdoğan’ı başarılı yapan budur. Yani kendi tabanında ve yakın arkadaşlarında vücut bulmakta olan, irticai (gerici) hareketlere prim vermemesi… Realist, Rasyonalist olması… Burada Erdoğan’ın verdiği cevap ile, daha önceki dönemlerde dinci partilerin verdikleri cevapları karşılaştırdığımızda ortaya çıkan durum bu! Recep Tayyip Erdoğan, klasik dinci lider profilinden uzak duruyor ve bu da başarısındaki temel etken… Ancak, tabandaki bu bağnaz fikriyat değişir mi, ne zaman değişir? Bilinmez…