Dünyada avcılar ve hayvan katliamları

Tarih, insanların vahşetleri ile doludur. Hem kendi türüne hem diğer türlere karşı acımasız olan insanoğlu, zulmün tam sıfır’ı tükettiği yerde duruyor.

Bugün, natural life channel‘da hayvan katliamı görüntüleri vardı. Saat gece 03.00 sıraları ve Kanada’daki siyah ayı katliam görüntüleri… Avcılar, tüfekleri ile önlerine gelen ayılara ateş ediyorlar ve utanmazlığın en âlâsını yaparak, bir de kameralara görüntü veriyorlar. Sanki birşey başarmışlar gibi… Erkekseniz, adamsanız silahsız ve boğaz boğaza çıksanıza lan ayıların karşılarına… Piç kuruları, ahlaksız-arsız yaratıklar! Silah ile hayvan öldürmek, hangi adil bir savaşı temsil ediyor, lan O. Çocukları… Siz nasıl bir türsünüz, pezevenkler! Bir de utanmadan “böyle muhteşem bir ayıyı avladığım için çok mutluyum” diyordu, şerefsizin biri… Mutlu olacak başka birşey bulamadın mı, lan it oğlu it! Gel ben seni mutlu ederim, geç tezgaha diyesim geliyor, bu beyinsizlere!

Verilen bilgilere göre, daha önceki 2 milyon siyah ayı familyasından şu an kala kala 600 bin kaldığı belirtiliyor. Saçma sapan bir uğraşının ortaya çıkardığı başarı işte bu! Dürbünlü tüfeklerle, hayvan avlamak hangi ahlaka sığıyor lan, şerefsiz? O tüfeğin dürbünü lazımlık yerine girsin! Maalesef, sinirlenmek çözüm üretmiyor. Ben bunları söylüyorum ya, beni de Pelin Batu gibi bir hayvansever görüyorlar. Ben Pelin Batu gibi samimiyetsiz, haysiyetsiz, hayvanlar üzerinden prim yapma meraklısı değilim, lan… Hepiniz Pelin’e, sonra Pelin de hepinize girsin, avcıyım diyen, sürtükler sizi!

Kanada’daki, siyah ayı katliamının ardından, yunus katliamı, fok katliamı ile ilgili görüntüler de gösterildi. Ardından artık herkesin bildiği, İspanya’daki boğa katliamlarına dair görüntüler de verildi. Dünya üzerindeki en akıllı ve medeni canlı olduğu söylenen insanın, ne kadar ilkel bir fikre ve zikre sahip olduğu gözler önüne serildi. Avcılık = alçaklık zanneden ve bu alçaklığa devam edenler, gösterildi. Utanmazlık, aymazlık, salaklık yüzlerinden okunuyordu, bu yavşakların…

İnsanlar. binlerce yıldır yapıyor bunları… Bundan sonra da hep yapılmaya devam edecekler. Kölelik resmi olarak kalkalı daha bir asır bile olmamışken, bir insanın bir hayvana merhametini beklemek, aşırı iyi beklenti olacaktır. Spor, endüstri, hobi diye cana kıyma devam ettikçe, doğa da kendi kuralını oynayacaktır. En ilkel insan bile sadece beslenmeyi düşünürken, en medeni pisliklerin en adi hareketlerde bulunması bir tezat değil midir? İlkel insanlar, daha ahlaklı idi sanırım. Çünkü o zamanlar fahişelik meslek olmamıştı ve fahişe çocukları hobi olarak avlanmaya başlamamışlardı. Hiç bir yapılan karşılıksız kalmaz, beyler! Keser döner, sap döner; o sap bir gün size girer!

Benim hikayelerimden biri!

Lüks yaşamadım hiç bir zaman… Böyle bir özentim de olmadı. Sadece yaşadım. Sadece yaşadım’dan, boş yaşadım anlamı çıkıyor galiba! Hayır, sonuna kadar yaşadım anlamındaki sadece yaşadımı kastediyorum…

Bir şiir var Yaşamak Zor Zanaat diye! Şairini tanımıyorum ama, şiiri çok güzel! Aslında sanat olduktan sonra hedef, ne gerek şairini tanımaya… Bir şiiri, şairi için mi beğenmeli insan? Önemli olan, şiirdir; şairle okuyanı buluşturan…

Ben, ikinci çeyrek asrına yeni basmış ömrümün, önemli bir zamanından beridir, insanlardan nefret ederek yaşıyorum! Nedenlerim, gerekçelerim var, prensipleri olan insanım! Özellikle hayvanlarla olan dostluklarımda gördüm ki, insan, düşünen hayvandır tanımını bile hakaret sayan insanların, bir hayvan kadar bile; hayatı sorgulamadıklarını, sorgulayacak fikriyata fersah fersah uzak olduklarını, ahlak cambazlığından iki yakalarını biraraya getiremediklerini, kadın güçsüzlüğünü kadınların bilinç altına kakan ve kadın haklarını savunduğunu arsızca iddia eden Esra Erol programı izler gibi izledim! Sadece yazık! diyebildim ve o kadar sessiz söylettiler ki etrafımdaki milyonlarca insan, kendim bile duyamadım…

Dedim ya, insanlara hayvanlar kadar değer vermem! Bildiğim nedenler, gördüğüm olaylar var. Bir köpeğim vardı, hayatım boyunca onun bana baktığı gibi hiç bir insan bakmadı yüzüme! Ya o kadar ahlaksız-yüreksiz idiler ya da yüzüme bakacak yüzleri yoktu! En acılı zamanlarda giderdim yanına, Allah’ın yarattığı o muhteşem yaratığın ve konuşurdum. Önce anlamaya çalışırcasına kafasını sağa sola sallar, sonra anlıyorcasına iki patisinin üstüne kafasını koyar ve söylediklerimi fikir süzgecinden geçirirdi. Biraz sonra ben ağlamaya başladığım zaman ise, onun da gözlerinden yaşlar akardı. Sanki, ağlama! dercesine sessizce çığlıklar çıkarırdı. Onun bu hali beni bir daha kahrederdi. Etrafımda bir köpek kadar olamayan insanlar olduğunu görmek gücüme gidiyordu. Ben dostluğu hayvanlarda gördüm, bu yüzden insanlara hiç bir tanım yakıştıramıyorum!

Türkiye’de bir Doğal Yaşam Kanalı var!

Türkiye, dünyanın en güzel coğrafyalarından biridir. Gerçekten de bununla övünebiliriz; yeşili, güneşi, yağmuru, çöl kumunu – deniz kumunu, sıcak insanları, binlerce bitki ve hayvan türünü görmek için biraz şehir dışı yeterlidir.

Bu coğrafyanın zenginliği, tarih boyunca farkındalık oluşturmuştur. Her tür istila ve farklı etnik karışımları, Anadolu-Türkiye topraklarında görmek mümkün! Günümüzün iktisadi, kültürel, siyasi sorunlarını da, tarihten gelen bir yaşam zenginliğine bağlamak mümkün… Çevre, hayvan ve insan hakları konusunda üstümüzde büyük bir yük vardır, bu nedenle!

Okumaya devam et “Türkiye’de bir Doğal Yaşam Kanalı var!”

Akılsız insanlara, hayvan haklarını anlatmak mümkün değil!

Hayvanlar, insanların hep dostu olarak geldi bugünlere! Eski insan toplulukları hayvanları hem yiyordu, hem hizmetçi olarak kullanıyordu. Sadece hayvanları mı? Hayır, insan insanı bile kullandı, adına kul-köle dedi! Yazık, hem de çok yazık… Bu ilk insanlarda bu kadar ahlaksızca değildi. İlk insanlar, gereklilikten avlandılar. Beslenmek amaçlı idi, yani bir can giderken yeni bir canın devamı için, avcılık yapıldı.

Sonra yıllar geçti ve insanlar, hak hukuktan bahsetmeye başladılar. Medeniyet denilen bir ortam kurdular, şimdi ise modernizm safsatasına girdiler. İnsan hakları gibi, en sadık dostların hakkını da yediler, utanmadan…

Bu konuda, bugünlerde MTVTürkiye‘de bir reklam yayınlanıyor. Reklam’ın konusu şu şekilde işleniyor; Bir çocuk, sokakta tek başına kalıyor. Bazı insanlar korkutuyor, tekme sallıyorlar; bazıları üstüne su döküyorlar, bazıları üzerine araba sürüyorlar. Böyle devam ederken, çocuk çöplere yakınlaşıyor, daha sonra çöplerin yanındaki bir karton kutunun içine giriyor. Sonra kamera yakınlaşıyor yakınlaşıyor ve orada bir masum köpek! Video çok güzel çekilmiş ve konusu da çok dokunaklı, tabi ki aklı olana! Kısaca; bir köpeğin başından geçenler, bir çocuğun başından geçiyor şekilde anlatılmış ve video’nun sonunda, “adil davranılması” istenerek, gerçeğe parmak basılıyor.

…Ve video’yu yayınlayan kuruluş olarak; HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) belirtiliyor. Web sitesine girildiğinde ciddi gibi görünüyor bu kuruluş, ama bekleyip görmek lazım! Çünkü daha önce böyle fikirlerle ortaya çıkıp daha sonra kendi menfaatlerine dönenler vardı. Umarım bu kez hayvanlar, gerçekten haklarını savunan bir platforma gerçekten kavuşurlar. Evlerde hapsedilen ve genetiği değiştirilmiş hayvanlara karşı da tavır alabilen bir kuruluş olurlar inşallah! Bekleyip görmek lazım…