Suriye’ye Askeri Müdahale hazırlıkları

Haftalık siyasi, sosyal değerlendirme serisinin ilkiyle başlıyorum. Bu haftanın Türkiye gündeminde kapladığı siyasi ağırlık, Suriye’nin kimyasal silah kullanmasının ortaya çıkması ve bunun üzerine artan Suriye’ye Askeri Müdahale Hazırlıkları oldu.

Suriye’ye yapılacak bir Amerikan-Batı müdahalesinin, “rejimi değiştirme amacı” içermediğinin bizzat Obama tarafından ifade edilmesi; Batı dünyasının mevcut durumdan oldukça memnun olduğunu, Suriye’ye yapılacak küçük çaplı bir müdehaleye Rusya’nın ses çıkarmayacağı, sürecin uzadıkça uzayacağı ve bu durumdan en fazla zararı Suriye halkının ve Türkiye’nin göreceği ortaya çıkmış oldu.

Suriye’de böyle bir durumun devamının, aynı zamanda Türkiye’de de bir başka durumu kaşımakta olduğu görülüyor. Chp milletvekili Hüseyin Aygün ve aynı zihniyettekilerin kullanabileceği bir ortamın sürekliliği sağlanmış oluyor.

Bu haftanın ortaya çıkardığı yegane gerçek; Türkiye’nin kesinlikle ve kesinlikle kendini koruyacak askeri, iktisadi, politik değerler üretmesinin kesin kes zorunluluk olduğudur. Maalesef, batı dünyasının demokrasi, insan hakları gibi değerlerine kanar ve bu ilkelerin eline düşersek, Türk halkını öldürüp kefen bile giydirmez, bu şerefsiz demokrat batı dünyası. Yani, görüldüğü gibi, demokrasi, insan hakları, evrensel değerler gibi ağızlardan düşmeyen bu ifadelerin, Türk-İslam dünyası için hiç bir getirisi yok. Batının değerleri, yalanlar’dan ibaret.

Suriye’de Esed’in yaptığı şey şunu gösteriyor: Ortadoğu insanları, ne çekiyorlarsa kendi insanlarından çekiyorlar. Suriye’nin, Mısır’ın ve diğer ülkeler, içlerindeki pislik insanlardan, zihniyetlerden, hainlerden çekiyor. Aynı şekilde Türkiye’de de olduğu gibi. Tek farkla, Türk halkı demokratik haklarını kullanabildiği için, olası zulümleri bertaraf edebiliyor. Bu da Türkiye’nin olgunluğunu, teşkilatçı yapısının sağlamlığını gösteriyor.

Maalesef, bu haftadan önümüzdeki haftaya aktardığımız gündem, yine Suriye’nin bulunduğu bilinmezlik hali. Türkiye, yine bir ateş çemberi içinde ama bu kez elinden geldiğince aktif. Dünya, hala Osmanlı’nın yıkılış sürecinin sancılarını çekiyor. Hani hep; Abd, Esed sonrasının bilinmezliği içinde, diyorlar ya! Aslında dünya şu an, Osmanlı sonrasının bilinmezliğiyle uğraşıyor. Aslında şu an büyük bir tarih yazılıyor. 100 yıl önce Osmanlı bu topraklarda savaş veriyordu. 100 yıl sonra hala aynı harbin, muharebeleri veriliyor.