Türkiye, elbet bir gün Başkanlık Sistemi’ne geçecek!

Başkanlık Sistemi üzerinden gerçekleşen gündeme takılmadan, bir konuya net olarak tespitimizi koyalım: ‘Başkanlık sistemi, öyle ya da böyle Türkiye’ye gelecek!’

Bunun partilerle, stk’larla falan alakası yok, bu tarihin akışı…

Buna karşı direnmenin hiç bir anlamı yok. Çünkü gerçekler karşısında ihtiras-bağnazlık ve yanlışların bir şansı yok.

İnanıp inanmamak insanların kendi cehaletlerine kalmış. Bu Başkanlık Sistemi ge-le-cek!

Absürd olan bütün yasaklar ve sistem unsurları gibi, Cumhurbaskanlığı sistemi de kalkacak. Değişimin karşısında direnmek, ancak ve ancak bu ülkenin enerjisinin boşa harcanmasına yol açar. Yumuşak bir geçiş yerine birbirimizi kırıp dökerek geçişe sebebiyet verir. Başka hiç bir işe yaramaz.

Bu yıl olmazsa gelecek yıl, bu hükümet yapmazsa bir sonraki hükümet, on yıl sonra olmazsa yirmi yıl sonra olacak, ama ille de olacak. Çünkü başka bir varış noktası yok. Parlamenter Sistem çökmüş bir sistemdir, kabul edin ya da etmeyin, bu böyledir. Parlamenter Sistem, Yahudi Soykırımının, Almanya’ya külfetinden başka birşey değildir. İngiltere içinse, zaten Krallıktan söz ediyoruz, işler ters gitsinde görün neler oluyor.

Bu coğrafyaya uygun olan ve cihanşümul bir millet için, tarihin rotası belli. Türk tarihi açısından parlamenter sistem, 90 yıllığına verilmiş bir reklam arasından başka birşey değil.

Yeni Tank Teknolojileri

Dünya Savunma Sanayii’nde, dikkat çeken gelişmeler yaşıyoruz. Bir süredir pek görünmeyen askeri geçit törenleri, daha dikkat çeker hale geldi. Batı dünyası bu konuda çok teşhire meraklı olmasa da, doğu dünyasında bir gövde gösterisi hikayesi hep olagelmiştir.

Bir 15 yıl öncesine kadar, Türkiye de, sadece şoförlüğünü yaptığı ecnebi silahlarını, her fırsatta sergilerdi. Şükür ki, o günleri bıraktık.

Türkiye, kendi savunma ürünlerini üretebilmek için son yıllarda var gücüyle çalışıyor. Yüksek teknoloji gerektiren bu ürünlere geçebilmek için ilk gözüne kestirdiği obje tank olmuştu. Bunda hem Türkiye’nin zihinlerindeki ‘kara ordusu’ ağırlığı hem de başlangıç için gerçekçi bir hedefin başarılması vardı.

Türkiye, Altay Tankını üretmeyi başardı. Bu, olası bir uluslararası ambargo halinde, kendi tankını üretebilecek bir bilgi birikimini sağlaması anlamına geliyor. Daha alınacak çok yol var, o ayrı…

Batı Dünyası uzun bir süredir tank teknolojilerine yatırım yapmıyordu, en azından öyle biliniyor. Artık tankların zamanının dolduğuna inananlar bile var. Türkiye’nin tank projesinde maliyet kaybına giriştiği dahi dillendirilmişti.

Ancak bunun böyle olmadığı, bir savaş aracının, teknolojisi geliştirildikçe, her zaman önemini koruyacağı görüldü. Belki de palet izinin en çok görüldüğü coğrafya olan doğu Avrupa’daki Ukrayna krizi, bazı şeylerin seyrine dikkat çekti.

Bugün Rusya’nın ucundan gösterdiği, yeni nesil Armata Tankı da buna eklenince, Tankların hala, savaşın insan gücünün kullanıldığı safhalarda, piyadelerin yürüyen kalesi olmaya devam edeceği ortaya çıkıyor.

Pardus 5 (Kurumsal) Duyuruldu

Pardus Kurumsal Sürüm, isimlendirme değişikliğine giderek özlemle beklenen yeni sürümünü duyurdu. Pardus Kurumsal 5 olarak adlandırılan yeni sürüm indirilebilir.

Yıl isimleriyle adlandırma yerine, kurumsal mantığa daha uygun olan hiyerarşik adlandırmaya geçilmesi de çok uygun ve sürpriz oldu.

Yeni sürüm iso’su 1.7 GB boyutunda geliyor ve kurulum anlatımı da ayrıntılı olarak işleniyor.

Pardus Kurumsal 5 indirmek için resmi indirme adresini ziyaret ediniz.

Kurulum bilgileri için pardus forum ilgili sayfasını ziyaret ediniz.

Şark Meselesi’nin 200. Yıl Dönümü

Bugün, akşam saatlerinde Avrupa Parlamentosu, ‘soykırım yalanı’ tasarısını kabul etti.

Çünkü bu yıl, yani 2015, Ermeni Meselesi’nin 100. yılıdır. Büyük politikanın simge safhasıdır.

Bu yaşananların öncü kavramları, Roma İmparatorluğu-Haçlı Seferleri-Şark Meselesidir.

Şark Meselesi; Müslüman Türkler’i, Anadolu’ya sokmamak, Anadolu’da durdurmak, Balkanlardan ve Anadoludan atmak üzerine kuruludur.

Bundan 100 yıl önce, Türkler neredeyse buralardan atılıyordu ki, BECEREMEDİLER.

Nasıl bir cilvedir ki, bu milletin hafızasına kaydolmuş ‘millet-i sadıka’ mertebesindeki Ermeniler, Şark Meselesi’nin en büyük kozu oldular.

Bugün, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı ve alacağı kararın ilk imzası, 1815 Viyana Kongresinde atıldı.

Bu yıl, sadece Ermeni Meselesi’nin değil, daha da ilerisinde, Şark Meselesi’nin yıldönümünü yaşıyoruz.

Pkk zulmü, Asala Terörü, Ermeni Meselesi… Hepsi de, 1815 Viyana Kongresinde açılan Şark Meselesi Dosyasına konulan evraklardır.

Yüzer yıllık atlama ile, 2015 yılı, Türkiye’nin başına örülecek çorapların yeni yüzyılına denk geliyor. 1071’in 1000. yılı 2071’e dair planların köşetaşlarını yaşıyoruz. Herşey ortada…

Paskalya, Papa ve Ermeni Sorunu

Hristiyan dünyası, paskalya bayramı kutlamasında. Papa, 1915 Olayları’na binaen yaptığı ayinde, ‘soykırım’ ifadesini kullandı.

Daha geçen hafta, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Vatikan’ın ‘1915 Olayları’na ilişkin duruşu üzerine bir açıklama yapmıştı. Vatikan’ın bunu ‘soykırım olarak nitelemediğine değinmişti.

Bugüne geldiğimizde artık Papa, ‘soykırım’ ifadesini etmiş bulunuyor. Bu açıklamayı örtüştürürsek;

1- Papalık, bir süredir, dünya Hristiyanlarına dair ‘birleştirici’ rol üstleniyor. Özellikle şuanki Papa, Ortodokslar’a yönelik açılımlarından sonra, Küba’ya yaptığı ziyaretle Latinler’i de kapsama alanına aldı ve şimdi de Ermeniler için büyük bir jest yapmış oldu.

2- Burada en önemli nokta, Türk Dışişleri Bakanı’nın, yakın zamanda yaptığı ‘açıklama’. Mevlüt Çavuşoğlu’nun, ‘Vatikan’ın, 1915 Olayları’nı soykırım olarak nitelemediğine’ ilişkin açıklamalarını, niçin dillendirme gereği duyduğunu iyi analiz edebilmek gerekiyor.

Sn. Çavuşoğlu; Papa’nın böyle bir açıklama yapacağını biliyordu ve bir ön almak mı istedi yoksa Papa’nın Hristiyan dünyasıyla ilgili politikasını kullanarak Papa’yı buna mecbur mu bırakmak istedi? İlk ihtimal daha yüksek görünse de, bu ikisinin dışında da sebepler mi var?

1915 Olayları, evriliyor ve hiçbir uluslararası aktör, asla meselenin gerçeğine sadık kalmak niyetinde değil.