Türkiye’nin 4.5G ve 5G süreci

Türkiye, Mayıs ayı içinde bir 4g ihalesine çıkacaktı. Bugün bu sürecin 3 aylığına uzatıldığı duyuruldu.

Cumhurbaşkanımızın, geçen günlerde, ‘2 yıl daha bekleyip 5g’ye geçelim’ ifadesi olmuştu. Türkiye, bir süreden beridir, 5g teknolojisi üzerine araştırma-geliştirme yapıyordu. Bir noktada, Japonya’nın kendine özgü kurduğu mobil teknolojinin benzerini, Türkiye de istiyor olabilir.

Bu süreç, en az yatırımla, 50 milyar dolarlık bir pazar olduğu ifade edildiği için, bu büyük meblağın, elbette yerel teknolojiyle başarılması halinde ne kadar ekonomik bir değer oluşturacağı ortada.

Dünya ülkeleri, 5g için 2020 yıllarını efektif görüyorlar. 5g teknolojileriyle ilgili standartlar oluşturulmaya çalışılıyor. Yani önümüzde bir 5 yıllık 4g süresi görünüyor.

Türkiye, ihale süresini uzatarak, 4g değil de, 4.5 G ve 5G teknolojileri için kapsamlı bir ihale yürütmeyi planlamış görünüyor. Bunun böyle yapılmasında, yumuşak bir geçişle aslında kendi 5G teknolojilerimizi de pazara sunmanın altyapısı oluşturuluyor olabilir.

Sürekli yeni yatırımlar ve çöpe giden paralar yerine, kademeli ve gelişen yatırımlarla daha az israf ve yerli teknoloji teşviki…

Türkiye, bir pay kapmak istiyorsa, eşyaların iletişimini sağlayacağı öngörülen 5g’nin, bu taraflarında da patent sahibi olmak zorunda.

Türkiye, elbet bir gün Başkanlık Sistemi’ne geçecek!

Başkanlık Sistemi üzerinden gerçekleşen gündeme takılmadan, bir konuya net olarak tespitimizi koyalım: ‘Başkanlık sistemi, öyle ya da böyle Türkiye’ye gelecek!’

Bunun partilerle, stk’larla falan alakası yok, bu tarihin akışı…

Buna karşı direnmenin hiç bir anlamı yok. Çünkü gerçekler karşısında ihtiras-bağnazlık ve yanlışların bir şansı yok.

İnanıp inanmamak insanların kendi cehaletlerine kalmış. Bu Başkanlık Sistemi ge-le-cek!

Absürd olan bütün yasaklar ve sistem unsurları gibi, Cumhurbaskanlığı sistemi de kalkacak. Değişimin karşısında direnmek, ancak ve ancak bu ülkenin enerjisinin boşa harcanmasına yol açar. Yumuşak bir geçiş yerine birbirimizi kırıp dökerek geçişe sebebiyet verir. Başka hiç bir işe yaramaz.

Bu yıl olmazsa gelecek yıl, bu hükümet yapmazsa bir sonraki hükümet, on yıl sonra olmazsa yirmi yıl sonra olacak, ama ille de olacak. Çünkü başka bir varış noktası yok. Parlamenter Sistem çökmüş bir sistemdir, kabul edin ya da etmeyin, bu böyledir. Parlamenter Sistem, Yahudi Soykırımının, Almanya’ya külfetinden başka birşey değildir. İngiltere içinse, zaten Krallıktan söz ediyoruz, işler ters gitsinde görün neler oluyor.

Bu coğrafyaya uygun olan ve cihanşümul bir millet için, tarihin rotası belli. Türk tarihi açısından parlamenter sistem, 90 yıllığına verilmiş bir reklam arasından başka birşey değil.

Yeni Tank Teknolojileri

Dünya Savunma Sanayii’nde, dikkat çeken gelişmeler yaşıyoruz. Bir süredir pek görünmeyen askeri geçit törenleri, daha dikkat çeker hale geldi. Batı dünyası bu konuda çok teşhire meraklı olmasa da, doğu dünyasında bir gövde gösterisi hikayesi hep olagelmiştir.

Bir 15 yıl öncesine kadar, Türkiye de, sadece şoförlüğünü yaptığı ecnebi silahlarını, her fırsatta sergilerdi. Şükür ki, o günleri bıraktık.

Türkiye, kendi savunma ürünlerini üretebilmek için son yıllarda var gücüyle çalışıyor. Yüksek teknoloji gerektiren bu ürünlere geçebilmek için ilk gözüne kestirdiği obje tank olmuştu. Bunda hem Türkiye’nin zihinlerindeki ‘kara ordusu’ ağırlığı hem de başlangıç için gerçekçi bir hedefin başarılması vardı.

Türkiye, Altay Tankını üretmeyi başardı. Bu, olası bir uluslararası ambargo halinde, kendi tankını üretebilecek bir bilgi birikimini sağlaması anlamına geliyor. Daha alınacak çok yol var, o ayrı…

Batı Dünyası uzun bir süredir tank teknolojilerine yatırım yapmıyordu, en azından öyle biliniyor. Artık tankların zamanının dolduğuna inananlar bile var. Türkiye’nin tank projesinde maliyet kaybına giriştiği dahi dillendirilmişti.

Ancak bunun böyle olmadığı, bir savaş aracının, teknolojisi geliştirildikçe, her zaman önemini koruyacağı görüldü. Belki de palet izinin en çok görüldüğü coğrafya olan doğu Avrupa’daki Ukrayna krizi, bazı şeylerin seyrine dikkat çekti.

Bugün Rusya’nın ucundan gösterdiği, yeni nesil Armata Tankı da buna eklenince, Tankların hala, savaşın insan gücünün kullanıldığı safhalarda, piyadelerin yürüyen kalesi olmaya devam edeceği ortaya çıkıyor.

Pardus 5 (Kurumsal) Duyuruldu

Pardus Kurumsal Sürüm, isimlendirme değişikliğine giderek özlemle beklenen yeni sürümünü duyurdu. Pardus Kurumsal 5 olarak adlandırılan yeni sürüm indirilebilir.

Yıl isimleriyle adlandırma yerine, kurumsal mantığa daha uygun olan hiyerarşik adlandırmaya geçilmesi de çok uygun ve sürpriz oldu.

Yeni sürüm iso’su 1.7 GB boyutunda geliyor ve kurulum anlatımı da ayrıntılı olarak işleniyor.

Pardus Kurumsal 5 indirmek için resmi indirme adresini ziyaret ediniz.

Kurulum bilgileri için pardus forum ilgili sayfasını ziyaret ediniz.

Şark Meselesi’nin 200. Yıl Dönümü

Bugün, akşam saatlerinde Avrupa Parlamentosu, ‘soykırım yalanı’ tasarısını kabul etti.

Çünkü bu yıl, yani 2015, Ermeni Meselesi’nin 100. yılıdır. Büyük politikanın simge safhasıdır.

Bu yaşananların öncü kavramları, Roma İmparatorluğu-Haçlı Seferleri-Şark Meselesidir.

Şark Meselesi; Müslüman Türkler’i, Anadolu’ya sokmamak, Anadolu’da durdurmak, Balkanlardan ve Anadoludan atmak üzerine kuruludur.

Bundan 100 yıl önce, Türkler neredeyse buralardan atılıyordu ki, BECEREMEDİLER.

Nasıl bir cilvedir ki, bu milletin hafızasına kaydolmuş ‘millet-i sadıka’ mertebesindeki Ermeniler, Şark Meselesi’nin en büyük kozu oldular.

Bugün, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı ve alacağı kararın ilk imzası, 1815 Viyana Kongresinde atıldı.

Bu yıl, sadece Ermeni Meselesi’nin değil, daha da ilerisinde, Şark Meselesi’nin yıldönümünü yaşıyoruz.

Pkk zulmü, Asala Terörü, Ermeni Meselesi… Hepsi de, 1815 Viyana Kongresinde açılan Şark Meselesi Dosyasına konulan evraklardır.

Yüzer yıllık atlama ile, 2015 yılı, Türkiye’nin başına örülecek çorapların yeni yüzyılına denk geliyor. 1071’in 1000. yılı 2071’e dair planların köşetaşlarını yaşıyoruz. Herşey ortada…