<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçe Blog Portal</title>
	<atom:link href="http://www.asaskan.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.asaskan.net</link>
	<description>Türkçe; bilgi ve fikir blogu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2012 09:19:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Futbolu, tecavüzcüsüyle evlendirmek!</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/05/futbolu-tecavuzcusuyle-evlendirmek.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/05/futbolu-tecavuzcusuyle-evlendirmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 08:36:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[futbol ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[futbol hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[futbolda şike davası]]></category>
		<category><![CDATA[türk futbolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2347</guid>
		<description><![CDATA[Futbol Federasyonu&#8217;nun yazılı olmayan görevlerinin arasında bir yerlerde; &#8220;Futbolu, tecavüzcüsüyle evlendirip futbolun namusunu kurtarmak&#8221; şeklinde bir madde var. Bugünlerde yapmaya çalıştığımız ve 1 yıldan fazladır en uygun bulabildiğimiz çözüm bu. Türk futbolunun içindeki kaosu, &#8220;futbolun adamları&#8221; bu hale getirdi. Pislenmiş &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/05/futbolu-tecavuzcusuyle-evlendirmek.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Futbol Federasyonu&#8217;nun yazılı olmayan görevlerinin arasında bir yerlerde; &#8220;Futbolu, tecavüzcüsüyle evlendirip futbolun namusunu kurtarmak&#8221; şeklinde bir madde var. Bugünlerde yapmaya çalıştığımız ve 1 yıldan fazladır en uygun bulabildiğimiz çözüm bu. <br /> <img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/05/sike-karikatür.png" alt="şike" /></p>
<p>Türk futbolunun içindeki kaosu, &#8220;futbolun adamları&#8221; bu hale getirdi. Pislenmiş olanları hukuk temizlemeye çalıştıkça, bazı işler döndürülerek, çözüm için tekrar kirli adamlara gönderildi. Bu iş, &#8220;tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsüyle evkendirilerek namusunun temizlenmesi&#8221;ne benziyor. <strong>Kirli adamlar, tertemiz futbolu kirletip sonra da birilerinin icaz vermesiyle ömür boyu s.kmeye devam edecekler.</strong> TFF&#8217;nin hal ve hareketleri, bu işi hukuktan kaçak çözmeye çalışan kız babası rolüne büründürüyor.</p>
<p>Bu noktada medyanın durumu ise, işe gaz veren mahalle karılarının rolüyle bütünleşiyor. Medya; kızı (futbol), tecavüzcüyü (şikeci) ve kızın babasını (tff) birbirine katmakla meşgul. Futbolu bu duruma düşürenler, kulüp başkanlarının, hatır-gönül-çıkar işleviyle tv-gazetelerde, kulüp silahşörü olması ve taraftarı ayaklandırması için özel olarak görevlendirdiği &#8220;sözde spor yazarları&#8221;dır. Yıllardır, hiç bir öngörüsü tutmayan, 24 saat içinde 180 derece dönek, her programda alçakça zırvalayan dangalaklar izledi, bu ülke. Ne yazık ki, çok da sahiplendiler. Burada bu paragrafın özü: kulüp başkanlarından daha alçak olan, bu spor yazarlarıdır ve onlardan da alçak olan bu işe para yatıran medya&#8217;dır. Medyanın futbolu temizlemesi gibi bir amacı hiçbir zaman olmadı, şu an dahi olanlardan çok memnunlar. Dünyanın en iyi tecavüz dizilerine milyon liralar yatıran bu medya zihniyeti, tecavüzün her türlü pozisyonu üstünde denenmiş olan futbola da, üşüşmüş durumdalar.</p>
<p>Eskilerden bir adam varmış. Demiş ki, &#8220;ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim&#8221;. Şimdi şike&#8217;den yargılananlar, federasyonu yönetenler, aptal spor-futbol yazarlarının gazına gelip ortalığı yakıp yıkan-kutsallara küfreden futbol taraftarları, yukarıda değinmiş olduğumuz sözün sahibinin adını, tek çırpıda söylerler ve çok da severler, ayrıca izindeyiz sözü verirler, lakin iş samimiyete-ahlak&#8217;a gelince çark ederler.</p>
<p>Sonuç: tecavüzcü hazır, mağdure hazır, dünürler hazır, seyirciler hazır şimdi düğün zamanı&#8230; Düğünü yayınlayacak medya da hazır&#8230; Oynanan oyunları, atılan göbekleri, bildik kavgaları izlemeye devam&#8230; Bu olanlardan herkes memnun, tek mağdur; Avrupada ve dünyada git gide küçülen-ayıplanan futbolumuz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/05/futbolu-tecavuzcusuyle-evlendirmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyalizm&#8217;in çökmeyen mirası: 1 Mayıs</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/05/sosyalizmin-cokmeyen-mirasi-isci-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/05/sosyalizmin-cokmeyen-mirasi-isci-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2012 13:35:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs emek ve dayanışma günü]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs işçi bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2332</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada yeni ekonomik dengeler olduğunu ve kapitalizmin paylaşmacı olmaya zorlandığını söyleyenler var. Bu durumu; Sosyalizm&#8217;in Kapitalizm&#8217;i yola getirmesi olduğu kadar, Kapitalizm&#8217;in evrilme becerisi olarak görenler de oldu. Her iki taraf da mantıklı. 1 Mayıs, artık budur! Artık 1 mayıs, onu &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/05/sosyalizmin-cokmeyen-mirasi-isci-bayrami.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yeni ekonomik dengeler olduğunu ve kapitalizmin paylaşmacı olmaya zorlandığını söyleyenler var. Bu durumu;</p>
<ul>
<li><strong>Sosyalizm&#8217;in Kapitalizm&#8217;i yola getirmesi</strong> olduğu kadar,</li>
<li><strong>Kapitalizm&#8217;in evrilme becerisi</strong></li>
<p> olarak görenler de oldu. Her iki taraf da mantıklı.
</ul>
</p>
<h5>1 Mayıs, artık budur!</h5>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/05/google-1mayis-doodle.jpg" alt="1 mayıs 2012" /> </p>
<p>Artık 1 mayıs, onu kutlayanların anladığından daha başka birşey. Artık, 1 Mayıs İşçi Bayramı en doğudan en batıya kadar her topluma &#8220;mal&#8221; olmuştur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/05/sosyalizmin-cokmeyen-mirasi-isci-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salatalık bitkisi-fotoğrafları</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/04/salatalik-bitkisi-fotograflari.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/04/salatalik-bitkisi-fotograflari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Apr 2012 17:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[bitki fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[salatalık bitkisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[salatalık bitkisi resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[salatalık fotoğrafları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2324</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/salatalık1.jpg" alt="salatalık fide" /></p>
<p><span id="more-2324"></span></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/salatalık2.jpg" alt="salatalık" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/salatalık5.jpg" alt="salatalık çiçeği" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/salatalık3.jpg" alt="salatalık bitkisi" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/04/salatalik-bitkisi-fotograflari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye-Çin ilişkileri ve Amerikan tutumu</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/04/turkiye-cin-iliskileri-ve-amerika.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/04/turkiye-cin-iliskileri-ve-amerika.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 17:41:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan ticaret kotası]]></category>
		<category><![CDATA[amerikan zihniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye-çin ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2292</guid>
		<description><![CDATA[Amerikayı dünya sahnesine lider olarak çıkaran süreç, Amerika’nın kaçak dövüşme konusunda yaptığı akil davrantı ile başladı. Monroe doktrini dediğimiz bu hareket tarzında Amerika, kimse bana karışmasın demiş ama çıkarına dokunun noktada herşeye burnunu sokmuştur ve bu &#8220;siyaset tarzı&#8221; Amerika&#8217;nın temel &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/04/turkiye-cin-iliskileri-ve-amerika.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikayı dünya sahnesine lider olarak çıkaran süreç, Amerika’nın kaçak dövüşme konusunda yaptığı akil davrantı ile başladı. Monroe doktrini dediğimiz bu hareket tarzında Amerika, kimse bana karışmasın demiş ama çıkarına dokunun noktada herşeye burnunu sokmuştur ve bu &#8220;siyaset tarzı&#8221; Amerika&#8217;nın temel güç yönetimi olmuştur. I. dünya savaşında da bunu savunmuş ama savaş belli bir noktaya geldikten sonra da, oyuna karışmaya-sulandırmaya başlamıştır. Karışmam dediği savaşın en büyük kazananı oldu ve Süper Güç olmaya yelken açtı. </p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/turkcinamerika.png" alt="türkiye çin amerika ilişkileri" /></p>
<p>Amerika, bu oyuna iyi alıştı. Kendisini kendi korunaklı-deniz aşırı kıtasında korumaya alıp soyutlarken, diğer yandan tüm ülkelerin açıklarına karşı vur kaç yapmayı devam ettirdi. Bu durum ekonomik anlamda da aynen böyle uygulandı. Açık ekonominin lider savunucusu Amerika, her ülkeye ürün pazarlamanın kalaylamasını yaparken, diğer ülkelere kota uygulamak gibi bir politika güttü. </p>
<p>Vaziyeti eleştirmenin alemi yok, tespit etmek yeterli algı zenginliğini ve yol göstericiliği sağlar. Amerika&#8217;nın yürüttüğü politika elbette kabul edilebilir bir durumdur, hangi güçlü ülke olsa yapmaz ki! Adamın gücü var, parası var, malı var, aklı var; istediğini yapar. </p>
<p><span id="more-2292"></span></p>
<p>Hal böyleyken, Türkiye&#8217;ye de kota uygulamakta olan Amerika&#8217;dan, geçen günlerde küçük açılım duyuldu. Türkiye ile ticari ilişkilerin artırılmasına dair tartışmalar, öneriler görüldü. Her ne kadar “dedikodu”dan öteye gitmeyecek boyutta olsa da, Amerika’nın rahatsız olduğu bir şeyler olduğunu anlamamıza yetti. </p>
<p>Amerika’nın bu “ekonomik açılım” dedikodusuna girmesinin ardında, gelecekte Çin devlet başkanı olacağı iddia edilen Xi Jinping&#8217;in Türkiye’ye gelmesi ve dostane ilişkilere girişilip batı ekonomisinin durgun olduğu bir süreçte Türkiye ile Çin arasında milyar dolarlarca büyüklükte iş birliği anlaşmalarına girişilmiş olmasının etkisi büyüktür. </p>
<p>Nitekim, şu an itibariyle başbakan Erdoğan Çin gezisinde bulunuyor ve Sincan Özerk Bölgesinde bulunan rüzgar santralleri yapan bir fabrikayı ziyaret etti. Çin ile çok yakın ilişkilere giriliyor olması, aynı zamanda Türkiye’nin yakın zamanda, Suriye konusunda Çin’i ikna etmesini bile gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Bu arada komplo teorisi gibi gelse de, Türkiye ile Çin ne zaman biraraya gelse, Urumçi&#8217;de halk ile devlet karşı karşıya geliyor. Hatırlayın, Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül&#8217;ün Çin ziyaretinin hemen birkaç gün sonrasında, Uygurlar ile Çinliler birbirine girmişti. Bu olay sonrası Türkiye ile Çin arasında bir soğuk süreç yaşanmış, Amerika süreçle ilgili resmi yorumlarda bulunmuştu. Bu da Amerika&#8217;nın Sincan Özerk Bölgesi&#8217;ni bile, olası Türkiye-Çin yakınlaşmasında kullanmakta olduğunu düşündürüyor. </p>
<p>Türkiye’nin ekonomisinin yükselmesi, “bizim çocuklar başardı” daki çocukların artık iş yapamıyor olması, Türkiye’nin tekrar kendi hinterlandına sahip çıkmaya başlaması, Türkiye’nin gelişmiş ülkeler kadar gelişmekte olan ülkelerle de inisiyatif almaya kalkışması, Suriye konusunda ön alarak Amerika’dan rol çalarak oyunu bozması, Çin ve Rusya ile ticarette -özellikle eneriji- bağımsız ilişkiler kurması, Süper güç –diğer ismiyle Büyük Abi- Amerika’nın klasik tavırlarında değişikliklere gitmesine sebebiyet verdi. </p>
<p>Artık, her şeyi emredip, “müttefikiz” deyip buna rağmen Türk mallarına kota uygulayan Amerika’nın, türkiye’nin gelişen ticari ilişkileri sonucunda, masasını tekrar düzenlemesinin zamanı geldi. Amerika’nın Türkiye ile ticareti geliştirmeliyiz güzellemesinin bir reel sonucu olur mu bunu zaman gösterir; ancak Türkiye zaten atı alıp Üsküdar’ın sonuna gelmiş bulunuyor. Herhalde Amerika’nın keyfini bekleyecek değiliz. Eğer Amerika da, kotalar konusunda iyileştirmeler yaparsa, Türkiye’ye  kat kat katmer ısmarlamış olur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/04/turkiye-cin-iliskileri-ve-amerika.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günter Grass / Söylenmesi Gereken (was gesagt werden muss)</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/04/gunter-grass-soylenmesi-gereken.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/04/gunter-grass-soylenmesi-gereken.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2012 10:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[günter grass]]></category>
		<category><![CDATA[günter grass söylenmesi gereken]]></category>
		<category><![CDATA[günter grass was gesagt werden muss]]></category>
		<category><![CDATA[günter grass what must be said]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2284</guid>
		<description><![CDATA[Günter Grass isimli, Nobel Edebiyat Ödüllü Alman Şair; &#8220;Was-gesagt-werden-muss / What must be said / Söylenmesi Gereken&#8221; başlıklı bir şiir yazmış ve İsrail&#8217;i eleştirmiş. İsrail Lobisi, yine küplere binmiş. Her yere kan-göz yaşı götürüp sonra da en ufak eleştiri de &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/04/gunter-grass-soylenmesi-gereken.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günter Grass isimli, Nobel Edebiyat Ödüllü Alman Şair; &#8220;Was-gesagt-werden-muss / What must be said / Söylenmesi Gereken&#8221; başlıklı bir şiir yazmış ve İsrail&#8217;i eleştirmiş.</p>
<p>İsrail Lobisi, yine küplere binmiş. Her yere kan-göz yaşı götürüp sonra da en ufak eleştiri de &#8220;soykırıma uğrayan masum Yahudi&#8221; kılıfına girip İnsanlığın anasını inleten, demokrasi dalkavukçuları, bu işe bir hayli alınmış. Üstelik Günter Grass&#8217;ın bir Alman olması da &#8220;onlar&#8221; açısından son derece vahim. Hitler&#8217;in yaptıklarından en fazla nemalanan güruh &#8220;İsrail politik zihniyeti&#8221; olmuştur. Şimdi de Günter Grass üzerinden propagandif bir atılım gerçekleştirenler İsrail lobisidir. Komplo teorisi dağarcığında bir mana ararsak, Günter Grass&#8217;ın İsrail&#8217;e çalıştığını bile söyleyebiliriz. Bu arada, Günter Grass&#8217;a verilen nobel ödülünün geri alınması gibi bir girişim yakındır.</p>
<p>Yahudiler, Türkiye&#8217;de yayınlanan ve Hitler&#8217;in görüntülerinin kullanıldığı bir şampuan reklamına da alınmışlardı. Halbuki, demokrasi denilen şey, anti-demokratların da yaşam ve fikir haklarına saygı gösterir.</p>
<p>Günter Grass&#8217;ın İsrail&#8217;e yönelik eleştirisinin yer aldığı şiire;
<ul>
<li> İngilizce &#8211; http://www.guardian.co.uk/books/2012/apr/05/gunter-grass-what-must-be-said </b> </li>
<li> Almanca &#8211; http://www.sueddeutsche.de/kultur/gedicht-zum-konflikt-zwischen-israel-und-iran-was-gesagt-werden-muss-1.1325809 </li>
</ul>
<p> adreslerinden ulaşabilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/04/gunter-grass-soylenmesi-gereken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makro çekim böcek fotoğrafları</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/04/makro-bocek-fotograflari.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/04/makro-bocek-fotograflari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 13:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[böcek fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[makro fotoğraflar]]></category>
		<category><![CDATA[makro hayvan fotoğrafları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2273</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/ari.jpg" alt="arı" /></p>
<p><span id="more-2273"></span></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/ari1.jpg" alt="arı" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/bocek1.jpg" alt="böcek" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/cekirge.jpg" alt="çekirge" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/04/sinek.jpg" alt="sinek" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/04/makro-bocek-fotograflari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2012 Anayasası yapım aşamasında&#8230;</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/2012-anayasasi-yapiliyor.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/2012-anayasasi-yapiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 18:48:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[2012 anayasası]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni anayasa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2242</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye ilk defa eli yüzü düzgün bir anayasa yapmanın arefesinde. Şimdiye kadar siyasetçilerimiz bu becerikliliği gösteremedi, birilerinin çevirdiği dümene uyup uydurduğu yasaları onaylayıp durduk. &#8217;61 anayasası bol geldi dedik, &#8217;82 anayasası dar geldi dedik, artık düzgün birini yapıvereydik! Öncelikle, akparti &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/2012-anayasasi-yapiliyor.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/2012anayasa.png" alt="2012 anayasası" style="float:right; margin:10px;" />Türkiye ilk defa eli yüzü düzgün  bir anayasa yapmanın arefesinde. Şimdiye kadar siyasetçilerimiz bu becerikliliği gösteremedi, birilerinin çevirdiği dümene uyup uydurduğu yasaları onaylayıp durduk. &#8217;61 anayasası bol geldi dedik, &#8217;82 anayasası dar geldi dedik, artık düzgün birini yapıvereydik!</p>
<p>Öncelikle, akparti -özellikle başbakan- akil ve adil bir hükümdarlıkla, anayasa komisyonuna her partiden 3&#8242;er üye açılımı yaptı ve çok da iyi oldu. Bu tavır ortamı yumuşattı. Şükür ki, diğer partilerden de şu ana kadar &#8220;ben oynamıyorum&#8221; diyen çıkmadı. Bilen biliyor ki, komisyonda çok sert tartışmalar dönüyor, ama bu halka yansıtılmıyor. Bunun da böyle olması gerekiyor. Halka -doğal olarak sokağa- indirilecek bir tartışma, anayasayı fırlatıp atar, ardından bakar kalırız, birileri gelir bir garip anayasa yapıverir. Siyaset kurumu, eline geçen bu fırsatı değerlendirmek zorunda. İnciri çuvallamışken bok etmenin alemi yok, de mi?</p>
<p>Her ne kadar anayasa komisyonundaki tartışmalar kamuoyuna açık hale getirilmese de, bazı konularda kilitlenmeler olduğu ortaya çıkıyor. Elbette, gazete merkezlerine dehşet bilgiler geliyordur, gazeteciler bu işe vakıftırlar, ancak sokağa yansıyan bir durum yok. İşin selameti açısından bu iş bu şekilde başarıya ulaştırılmalı. Nasıl olsa bir gün bu metin önümüze gelecek.</p>
<p>Görüşmelerin durumunu yansıtan bir açıklama geçen günlerde Meclis Başkanımız Cemil Çiçek tarafından yapıldı. Cemil Çiçek, artık herşey var bize düşen anayasayı yapmak dedi ve bir de partilere inceden inceye gönderme yaptı. &#8220;Ciddi olun&#8221; diye uyardı v.s. (1)</p>
<p>Hükümet, bu konuda herkesi katkı yapmaya davet ediyor. Tek tek vatandaşların da isteklerini gönderebilmesi için e-devlet üzerinden istekler alınıyor. Yani fikri olan herkesin, ulaşma şansı var.</p>
<h5>Nasıl bir anayasa olmalı?</h5>
<p>İşte zaten kilit soru bu. Nasıl bir anayasa olsun istiyorsanız ve içinde ne olsun isterseniz katkı sunmalısınız. Eksik birşey kalmamalı.</p>
<ul>Kişisel olarak isterdim ki: <strong>Çerçeve Anayasa</strong>mız olsun!</p>
<li>Anayasamız, şimdiki gibi herşeye maydonoz olmasın, az maddelerle herşeyi çözmeye kadir olsun, özgür olsun, yargı sistemi köklü olsun. Yani 82 anayasası gibi &#8220;kazuistik -yani herşey hakkında hüküm veren- bir anayasa değil de, çerçeve -yani belli başlı hükümleri olan ve devletin kurumlarına güvenen- anayasa isterdim. </li>
</ul>
<p>Ne varki, Türkiyede Çerçeve anayasa zor görünüyor. Hiç kimsenin adalete-hukuka güveni olmayınca, devlet kurumlarına güvenmeyince, insanlarda güvensizlik oldukça herkes hakkını koruyan bir maddeyi anayasaya koymak isteyince, her önüne gelen eline ne geçirebilirse anayasanın içine koyma telaşına düşecektir ve bu da maddeler, fıkralar ve bend&#8217;ler dolusu bir anayasamız olur anlamına gelir. Niçin kısa istiyorum, <strong>Çünkü; bir anayasada ne kadar madde varsa, o kadar denetleyici, o kadar zor, o kadar çelişik, o kadar anlaşılmaz ve gülünç olur.</strong>
</p>
<p>Değişime direnmenin anlamı yok. Bugün olmazsa yarın mutlaka olacak. Boşu boşuna vakit kaybetmenin bağnazlaşmanın anlamı yok. Türkiyenin rakipleri bu işi çoktan halletmişken, bizim hala bunlarla uğraşıyor olmamız ayıptır. </p>
<p>Artık iş bu safhaya gelmişken ve eski anayasa delik deşik olmuşken, yenisini yapmak zorundayız. Eski anayasa şu an itibariyle göçmek üzere. Yenisini yapıp taşınamazsak, eskisinin altında kalacaz. Bir an önce gıcır gıcır 2012 model bir anayasa yapalım ve 12 Eylül 2012&#8242;de refere (referandum) edelim. Adını da <strong>2012 Anayasası</strong> koyalım. </p>
<h6>Dipnot</h6>
<p> 1) http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1247725 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/2012-anayasasi-yapiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obama için kaç Zenci! (komplo teorisi)</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/obama-icin-kac-zenci-komplo-teorisi.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/obama-icin-kac-zenci-komplo-teorisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 09:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaksız demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[komplo teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[na-etik demokratlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2235</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da bir zenci vurularak öldürüldü. bunun hemen ardından Obama açıklama yaptı ve olaya &#8216;zencilerin haklarından bahsederek&#8217; yaklaştı. İnceden inceye, zenciler mağdurdur, olmamalıdır diye bir şey kondurdu. Böylece, zenci Obama&#8217;nın mağduriyet üzerinden seçim çalışmasına girişmesini saylayan bir fırsat değerlendirilmiş oldu. Geçen &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/obama-icin-kac-zenci-komplo-teorisi.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/obama-sam.jpg" alt="obama" style="float:left;" />Amerika&#8217;da bir zenci vurularak öldürüldü. bunun hemen ardından Obama açıklama yaptı ve olaya &#8216;zencilerin haklarından bahsederek&#8217; yaklaştı. İnceden inceye, zenciler mağdurdur, olmamalıdır diye bir şey kondurdu. Böylece, zenci Obama&#8217;nın mağduriyet üzerinden seçim çalışmasına girişmesini saylayan bir fırsat değerlendirilmiş oldu.</p>
<p>Geçen hafta da, Fransa&#8217;da bir Yahudi Okuluna saldırılmıştı ve bunun üzerine <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/sarkozy-icin-kac-yahudi-komplo-teorisi.html">bir komplo teorisi</a> üretmiştik.</p>
<p>Hem Fransa&#8217;da hem Amerika&#8217;da, bu olaylar üzerinden seçim çalışmasına girildi. Her iki olaydan sonra da, iktidardakiler kendilerine pay çıkaran açıklamalar yaptılar. Fransa&#8217;da niye bir Yahudi okuluna saldırıldı, Amerika&#8217;da niye bir Zenci öldürüldü?</p>
<p>Ayrıntılar için; http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1263333 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/obama-icin-kac-zenci-komplo-teorisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarkozy için kaç Yahudi? (komplo teorisi)</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/sarkozy-icin-kac-yahudi-komplo-teorisi.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/sarkozy-icin-kac-yahudi-komplo-teorisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 09:55:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[islam karşıtlığı]]></category>
		<category><![CDATA[islamo-fobia]]></category>
		<category><![CDATA[komplo teorileri]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyetler çatışması teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[na-etik demokratlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2200</guid>
		<description><![CDATA[Fransa&#8217;da bir yahudi okuluna saldırı yapıldı. Bunun üzerine komplo teorisi üretmek, özellikle de olayın bir köşesinde Yahudiler varken, olağan bir durumdur. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, her komplo teorisinin realitesi vardır. Sarkozy&#8217;nin, bir Macar Yahudi&#8217;si olduğuna dair söylentiler yaygındır. Yıllardır &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/sarkozy-icin-kac-yahudi-komplo-teorisi.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/sarkozy01.jpg" alt="sarkozy" style="float:left; margin:10px;" />Fransa&#8217;da bir yahudi okuluna saldırı yapıldı. Bunun üzerine komplo teorisi üretmek, özellikle de olayın bir köşesinde Yahudiler varken, olağan bir durumdur. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, her komplo teorisinin realitesi vardır.</p>
<p>Sarkozy&#8217;nin, bir Macar Yahudi&#8217;si olduğuna dair söylentiler yaygındır. Yıllardır iyi bir istikamet tutturan Türk-Fransız ilişkilerinin de, Türkiye-İsrail arasında mavi marmara sonrası ihtilaf çıkmasının hemen ardından bozulması, Sarko&#8217;nun Ermeni tezleriyle Türkiye&#8217;ye sille savurma çabasına girmesi, İsrail ile Fransa&#8217;nın -daha ince bir hesapla Yahudi Sarkozy&#8217;nin işbirliğine girdiği teorilerini oluşturdu. Kısaca: biliyoruz ki, İsrail ile Sarkozy Fransa&#8217;sının arasında, Türkiye&#8217;ye karşı koz birleştirme oyunları var.</p>
<p>Fransa&#8217;da seçimler yaklaşırken, İsrail&#8217;e olan bu sempatik politikanın devamı için Sarkozy&#8217;nin tekrar başa geçmesi gerekiyor. Sarkozy ve ardındakiler, Ermeni tezleri üzerinde oy artırımı yapamayınca, sırada yabancı düşmanlığı üzerinden oy toplama planı devreye giriyor. Mesela, yahudilere bir saldırı yapılır ve bunu da yine Fransa&#8217;daki bazı azınlık grupları yapmış olur. Böylece, Sarkozy; bir yandan azınlıkları koruyorum lafı yapar diğer yandan Fransız milliyetçiliğini okşayarak, bakın işte içimizdeki azınlıklar bizim değerlerimizle çelişiyor, demokrasimizi hedef alıyor, yorumuyla işi götürür. Burada her iki taraf da, azınlık olsa da, Yahudiler masum tarafı, müslüman azınlıklar saldıran-anti-demokrat tarafı oynar. Bu olguyu bu hale sokmak, sadece ve sadece Fransız gazete ve medyasının kurgu-manşetçiliğiyle halledilebilir bir iştir.</p>
</p>
<pŞimdi saldırganın, Cezayirli olduğu, seri katil olduğu, Allahü Ekber diyerek eylem yaptığı, asırlardır yapılmayan bir takibatın yapılacağı, işin peşinin sonuna kadar bırakılmayacağı, Avrupa ve Fransız demokrasisinin hedef alındığı, v.b. bildik açıklamalar yapıldı. Ayrıca ırkçı ve terörist olduğu belirtildi. Herşey tam da beklenildiği gibi.</p>
<p>Saldırgan öncelikle Fransızların istim üstünde durmalarına neden olan ve kamuoyunda lekelenmesi gereken bir Cezayirli Müslüman. İşte Cezayirliler bu kadar acımasız, müslüman ve terörist&#8217;tir, demeye çalışılıyor. Fransızların Cezayir&#8217;de soykırım yaptığı tezinin çürümesi için, Cezayirlilerin terörist, çocuk katili, demokrasi düşmanı gösterilmesi ve ayrıca Allahü Ekber diyerek saldıran bir müslüman olması gerekiyor.</p>
<p>Ayrıyetten, &#8220;dünyanın soykırım mağduru olarak ünlenen zavallı Yahudiler&#8221;e saldırılmış olması da, bu olayın büyütülmesi ve kınanmasını artıracaktır. Sarkozy&#8217;nin -bir Yahudi olarak- mağdur duruma düşüp seçim kazanması açısından da önemli bir açılımdır. Yahudiler ölünce, Sarkozy&#8217;nin sempati ve seçim kazanması ve Fransız demokrasisinin güçlenmesi sağlanacak ve Sarkozy&#8217;nin yürüttüğü azınlık karşıtı sert politikaların ne kadar ehemmiyetli olduğu ortaya çıkacaktır. </p>
<p>Komplo teorisiyse, alın size komplo teorisi. Müslümanlar, teknolojide, demokraside, kalkınmışlıkta, medeniyette&#8230; hep geride kalıyorlar da, iş terörizme gelince niye &#8220;NumberOne&#8221; olurlar.</p>
<p>Fransızlardan yapılan açıklamada, katilin daha önce de cinayet işlediği ve bu kez yakalanması için sonuna kadar üstüne gidileceği söyleniyor. Şimdiye kadar niye üstüne gidilmedi de, seçim arefesinde, Yahudiler öldürülünce terörist avına çıkıldı? Olay bu hale gelince, sorulacak soru; &#8220;Sarkozy&#8217;nin seçim kazanması için kaç Yahudi?&#8221; Sorusudur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/sarkozy-icin-kac-yahudi-komplo-teorisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bimcell (Le GSM) çıktı</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/bimcell-le-gsm-cikti.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/bimcell-le-gsm-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2012 10:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bim marketleri]]></category>
		<category><![CDATA[bimcell]]></category>
		<category><![CDATA[le gsm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2204</guid>
		<description><![CDATA[Ucuz ürünleriyle ve Türkiye&#8217;nin en ücra köşelerinde şubeleri olmasıyla derinden bir markalaşma yaratan BİM marketleri, Gsm sektörüne el attı. BİM marketleri akil bir pazarlama stratejisiyle gerçekten farklılık oluşturuyor. Toplumun düşük gelirli kesimlerinin, yeni alış veriş şekli market denilen olgu ile &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/bimcell-le-gsm-cikti.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/bimcell.jpg" alt="bimcell" style="float:left;" />Ucuz ürünleriyle ve Türkiye&#8217;nin en ücra köşelerinde şubeleri olmasıyla derinden bir markalaşma yaratan BİM marketleri, Gsm sektörüne el attı.</p>
<p>BİM marketleri akil bir pazarlama stratejisiyle gerçekten farklılık oluşturuyor. Toplumun düşük gelirli kesimlerinin, yeni alış veriş şekli market denilen olgu ile tanışabilmesini sağladı. Bunu yaparken, eski mahalle bakkalı ile yeni kapital zincirler arasında bir yer tuttu. Diğer marketlerin, ulaşamadığı insan potansiyeline sahip çıktı. Mahalle bakkalı&#8217;ndan başkasından alış veriş yapmam diyen gelenekçi bakış tarzının dönüşümüne katkı sağladığını da, sosyolojik ve psikolojik açıdan anlamak gerekiyor. Bundan bir kaç yıl öncesine kadar, Türkiye&#8217;nin çevre yerleşimleri, market, avm, denildiği zaman ürküyordu. Şimdi ise insanlar en az bir Bim marketi gördüler. Bu, geçerli bir tespit.</p>
<p>Bim, aynı pazarlama stratejisini, Gsm Sektörüne de yansıtacak. Buna gerek olmayabilir belki, ama iyi bir müşteri potansiyelinin olduğu da açık. Artık -espri konusu yapılacak- <b>Le GSM</b> kavramı da kullanıma sokulmuş oldu.</p>
<p>Bim yeni hamlesiyle, <b>Bimcell</b> markasıyla, müşterilerini 6 saniyesi 1 kuruş&#8217;tan konuşturacak. Yani bildiğiniz, Bim ürünü. Hizmet, Avea alt yapısı üzerinden verilecek.</p>
<p>Bim, piyasa&#8217;nın hizmet açığının nerede olduğunu iyi çözüyor, orta ve üst kesimde onlarca market varken, alt ve orta gelir grubunun neredeyse tek sahibi. Odaklanmış olduğu piyasanın boşluklarını, iş yapar yerlerini boş bırakmıyor.</p>
<p>Şu ana kadar edinmiş olduğu konum ve marka yapısıyla, geçmişteki yatırımlarının katma değerini bugün Gsm&#8217;de de toplayacak. Bir sonraki proje, &#8220;bimtel, le-cep, v.s.&#8221; cep telefonları olsa, o da satar. </p>
<p>Ayrıntılar için <a href="http://www.bimcell.com" title="bimcell">bimcell</a>&#8216;e ulaşın&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/bimcell-le-gsm-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Güç-Hakimiyet Sahası</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiyenin-guc-hakimiyet-sahasi.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiyenin-guc-hakimiyet-sahasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 18:42:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[başlıca güç merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünya güç merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye etki sahası]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin hakimiyet alanı]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerin güç alanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2189</guid>
		<description><![CDATA[Yukarıda, başlıca güç merkezleri ve bu merkezlerin olası lider ülkeleri işaret edilmiş bulunuyor. Bu güç sahaları içinde en parçalı alan, ne yazık ki, Türkiye&#8217;nin etki alanı. Maalesef bu saha, onlarca yıldır kan-şiddet içinde. Bu güç merkezini birleştirebilecek ve bu ülkeleri &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/turkiyenin-guc-hakimiyet-sahasi.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/dunya-guc-merkezleri.jpg" alt="dünya güç merkezleri" /></p>
<p>Yukarıda, başlıca güç merkezleri ve bu merkezlerin olası lider ülkeleri işaret edilmiş bulunuyor.</p>
<p>Bu güç sahaları içinde en parçalı alan, ne yazık ki, Türkiye&#8217;nin etki alanı. Maalesef bu saha, onlarca yıldır kan-şiddet içinde. Bu güç merkezini birleştirebilecek ve bu ülkeleri yüreklendirebilecek tek ülke, Türkiye. Ortak payda, sadece Türkiye dinamizmi ve aklıyla bulunabilir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin dünyaya hükmedebilmesi için, bu etki alanını yönetebilmesi gerekiyor. Eğer yönetemezse, kendi alanının sorunları altında boğulur, kaybolur. Hem en değerli hem en sorunlu topraklardan bahsediyoruz. Yani, atalarımızın dediği gibi, &#8220;büyük başın ağrısı, büyük olur&#8221;.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bu güç merkezine aday olmaya başladığını, son yıllarda yürüttüğü politika ekseninde görebiliyoruz. Zaten, Türkiyenin güç gösterisine katılabileceği alan olarak, başka boş saha yok, olmasına da gerek yok. Türkiyenin elindeki bu güç merkezi, şu an için en avantajlı, zengin, stratejik güç merkezi. Yani iyi yönetilmesi halinde, bir numara olunacak tek güç hinterlandı, Türkiyenin ellerinde duruyor.</p>
<h5>Türkiyenin Etki Alanı&#8217;nın Temel Güç Varlıkları</h5>
<ul>
<li>Enerji Kaynaklarının neredeyse tümü</li>
<li>Dünyanın Lojistiğinin Merkez noktası</li>
<li>Tarımsal Üretim için kirlenmemiş, verimli toprak ve alanlar</li>
<li>Her türlü ürün için pazar bulunan, doymamış ve tüketime aç dinamik nüfus.</li>
</ul>
<p>Görüldüğü gibi oldukça iyi şartları olan bir coğrafyanın liderliğinden bahsediyoruz. Eğer Türkiye, bu etki sahasını -diğer bir deyişle, arka bahçesini- dönüştürmeyi başarırsa, çok büyük bir güç merkezine liderlik edebilir.
</p>
<h5>Bu güç nasıl işlev kazanır?</h5>
<ul>
<li>Enerji politikalarının temel oyuncusu olur, çünkü enerji kaynaklarının (petrol ve doğal gaz) hepsine müdahil olur.</li>
<li>Her türlü ticari aktivitenin geçiş noktasında olduğu için, ticareti elinde tutar.</li>
<li>Kaliteli tarım-gıda üretecek alt yapı olduğu için, iyi bir üretim ve bu üretimi pazarlayacak hazır pazar bulmakta hiç zorlanmaz.</li>
<li>Her türlü teknolojik ve diğer ürettiklerini karşılayacak insan toplulukları bulmakta sıkıntı çekmez. Batının en büyük korkusu olan pazar bulamama sorunuyla karşılaşmaz.</li>
</ul>
<p>Elbette, bu kadar fayda sağlanacak bu coğrafyayı yönetmek ve bu güç merkezini oluşturmak, hiç de kolay olmayacak. Bir olgu var ki, Türkiye bu güç merkezini oluşturmak ve yönetmek zorunda. Bu olgu, geçmişimizin-coğrafyamızın-kültürümüzün-kinimizin bize dayattığı bir zorunluluk.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiyenin-guc-hakimiyet-sahasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye ve Rusya dönüşürken&#8230;</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiye-ve-rusya-donusurken.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiye-ve-rusya-donusurken.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 19:49:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[rusya'da değişim]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye'de değişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2179</guid>
		<description><![CDATA[Rus ve Türk tarihinde bazı kırılmalar benzer gerçekleşti. Bugün itibariyle, benzer bir kırılma süreci yine iki devletin meşgalesi. Bunda, aynı coğrafya da yaşamanın, sık sık kesişmenin, 10-16 önemli harb yaşanmasının, iki milletin de, doğulu felsefi yapısına sahip olmasının etkileri var. &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/03/turkiye-ve-rusya-donusurken.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/erdogan-putin.jpg" alt="erdoğan-putin" style="float:left;" />Rus ve Türk tarihinde bazı kırılmalar benzer gerçekleşti. Bugün itibariyle, benzer bir kırılma süreci yine iki devletin meşgalesi. Bunda, aynı coğrafya da yaşamanın, sık sık kesişmenin, 10-16 önemli harb yaşanmasının, iki milletin de, doğulu felsefi yapısına sahip olmasının etkileri var. Aynı tarih kesitinde, güneyde Osmanlı hanedanlığının kuzeyde Çar hanedanlığının paralel büyük devlet oluşları var. Bu tarihi bir tespit. </p>
<p><span id="more-2179"></span></p>
<p>Ruslar’ın bir lideri vardı, biz deli petro olarak adlandırırız, Ruslar ona büyük petro derler. Bu deliliğin pek bir önemi yok, asıl önemli olan, Deli (büyük) petro’nun Rusyaya yaşattığı büyük dönüşüm -devrim- dür. </p>
<p>Aynı devirlerde, osmanlı&#8217;da da bir dönüşüm yaşanıyordu. Elbet Osmanlının şartları daha zorlu, farklıydı. osmanlı, asırlarca değişmeye çalıştı. Petro&#8217;dan asır sonra II. Mahmud’da, aynı sürecin osmanlı’daki dönüşümcüsüydü. Bu iki hükümdar arasında bir asır olmasına rağmen, bir kısım tarihçiler tarafından bu iki hükümdarın modernleşme serüvenleri karşılaştırılır, hangisi daha büyük inkılapçıydı şeklinde değerlendirmeler yapılır.</p>
<p>Deli –Büyük- Petro, Rusya’yı; II. Mahmud ise Osmanlı’yı dönüştürdü-dönüştürmeye çalıştı. Osmanlının kurumları köklüydü, zor dönüşüyordu. Rusya daha kolay dönüşebilmişti.</p>
<p>Her iki devlet de, I. Dünya savaşında taraf oldular. Her iki devlet de, aynı tarih bölümünde, hanedanlıklarını kaybedip yeni bir rejimle tanıştılar. her iki devlet, bazen biri ileri biri geri kalsa da, hemen hemen aynı safhalardan geçtiler. Her iki devletin de, hükümleri altında, çok uluslu toplumlar vardı.</p>
<p>Her iki devletin de, devrimcilik çalkantısından çok çektiklerini tarih yazdı. 90’lar, her iki devletin de, hakimiyet kaybı yaşadığı boşa geçen yıllar idi.</p>
<p>2000’lerin başlarında her iki ülke de, ekonomik çöküntüdeydi. Yine iki devlet, bu krizlerin ardından, güçlü iktidarlarla tanıştılar. Türkiye’de Erdoğan, Rusya’da Putin sahnedeydi.</p>
<p>Putin, dalga geçilen bir ülkeyi hızla toparlamaya başladı. Nereye gideceği belirsiz olan Türkiye’de de, daha büyük bir dönüşüme Erdoğan başladı. Bu durumla bağlantılı olarak, bir benzerlik daha vardı: Putin’in selefi Yeltsin, kameralar önünde sürekli bayılıyor, bazen merdivenlerden yuvarlanıyordu. Türkiye başbakanı  Ecevit de, sürekli konuşmalarını unutuyor, ayakta duramayacak kadar yıpranmış bir hükümdar durumunda bulunuyordu. Her iki ülkenin yöneticilerinin bu hali, hem kendi ülkelerinde hem yabancı ülkelerde dalga konusu oluyordu. (bu bir eleştiri değil, tespittir. Hem yeltsin’in hem ecevit’in çektikleri ortada)</p>
<p>Her iki ülkenin paralel yakın tarihinde, Putin ile Erdoğan’ın iki cesur siyasetçi ve lider özellikli olmaları da var. Her iki liderin diğer özelliği çalışkan olmalarıdır. Ekonomiden anlamaları, siyasi birer dahi olmaları, edebiyat bilmeleri, sporcu kişilikli olmaları da diğer paralel özelliklerden.</p>
<p>Yani, rusyanın da türkiyenin de, aynı zaman sürecinde başa getirdikleri liderler, üstün vasıflı insanlar.</p>
<p>Görüldüğü gibi, asırlar öncesinde başlayan paralel tarihi dönüşümler, bugün itibariyle de, benzer şekillerde teşekkül ediyorlar.</p>
<p>Hem Putin Rusyası’nın hem Erdoğan Türkiyesinin diğer bir benzerliği de, kendi muhaliflerinin köhne yönetim anlayışlarıdır. Hem Rusyanın muhalefeti hem Türkiyenin muhalefeti, çok laf yok iş, temelsiz politikalar üreten mekanizmalar olarak çalışıyor. Hem Rusyanın muhalefeti, hem Türkiyenin muhalefeti, halktan kopuk ama halkçı, çağı kavrayamayan ama modernist, milliyetçi ama gafil, parasız ama ekonomist kişilerden oluşuyor. Yani, Rusya ile Türkiye, muhalefetine kadar paralel bir süreç içinde.</p>
<p>Bugün, hem Rusya hem Türkiye, bir dönüşüm içinde. Putin’in 2020’lere kadar rusya’nın dönüşümünü halletmek gibi bir vizyonu var. Aynı paralelde, Erdoğan’ın da hedef 2023 vizyonu var. Burada da bir paralel tarih süreci algısı var. Bu süreçler, tüm dış güçlerce tüm çıplaklığıyla görülebiliyor olmasına rağmen, hem Rusya hem Türkiye iç dinamikleri, bunu kavramakta zorlanıyorlar.</p>
<p>Özellikle Türkiye açısından, chp’nin içinde bulunduğu durum, tam anlamıyla şanssızlık. Rusyanın bu konudaki şansı, chp kadar sağlam bir statükocu partisi olmaması. Bu durum, tam iki asır önce II. Mahmud&#8217;un reform hareketlerindeki şartlarına çok benziyor. 1800’lerin bu yıllarında da, Osmanlı sağlam statükocu kurumları yüzünden zor değişirken, Deli petro’nun Rusya’sı daha kolay değişebilmişti. Tam iki asır öncesinin statükocu zihniyetleri, bugün itibariyle Chp’de tekrar vücut bulmuş durumda.</p>
<p>Kabul etmeli ki, hızlı değişen kazanır. Türkiye’de binlerce sorun birikmiş durumda ve bu da, bir yerlerde bir değişim gerekliliğini gösteriyor. Bu işin akpartisi-gökpartisi kalmadı. Bu ülkenin bir an önce değişip dönüşmesi gerekiyor. Dönüşemeyen ülkelerin sapır sapır döküldüğünü an itibariyle yaşayarak öğreniyoruz. Bir dönüşümü de, bir lider yapabilir ve şu an itibariyle, Türkiyenin tek şansı, Erdoğan’dır. Bunu tarih yazacak ve o zaman haklı çıkmak gerek. </p>
<p>Herkes II. Mahmud’u, Deli Petro’yu, Putin’i, Erdoğan’ı iyi analiz etmek zorunda. Anadolu, Ortadoğu, orta asya, balkanlar, Afrika coğrafyalarının kaderini, Türkiye ve Rusya’nın dirayeti belirleyecek. Çabuk değişen öne geçer lider olur. Değişemeyen, zorla değiştirilir.</p>
<h5>Her iki lider;</h5>
<p>Alkol kullanmıyor, üç çocuk istiyor, halkın içine iniyor, sporla ilgileniyor, iyi konuşuyor, dik duruyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/turkiye-ve-rusya-donusurken.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makro çekim çiçek fotoğrafları</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/03/makro-cekim-cicek-fotograflari.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/03/makro-cekim-cicek-fotograflari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Mar 2012 19:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[doğa-tabiat fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[makro çiçek fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[makro fotoğraflar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2170</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/badem1.jpg" alt="badem çiçeği" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/biber1.jpg" alt="biber çiçeği" /></p>
<p><span id="more-2170"></span></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/domates1.jpg" alt="domates çiçeği" /></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/03/şeftali1.jpg" alt="şeftali çiçeği" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/03/makro-cekim-cicek-fotograflari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam Mimarisinin Tarihi Seyri</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/02/islam-mimarisinin-tarihi-seyri.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/02/islam-mimarisinin-tarihi-seyri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 23:17:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[emevi mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[islam mimarisinin gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[mimari tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[türk-islam mimarisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2156</guid>
		<description><![CDATA[İslam Mimarisinin kendine has bir dokusu oluşmuştur. İslam Mimarisinin en belirgin yapısı, cami yapılarıdır. Minarelerle özdeşleşmiş bir mimariden bahsediyoruz. İslam Mimarisi, her coğrafyada değişiklikler arzeder. Bu hem malzeme açısından hem estetik kavrayış açısından böyledir. Şimdi, oldukça kısa ve ana hatlarıyla, &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/02/islam-mimarisinin-tarihi-seyri.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/02/esrefoglu-kapi.jpg" alt="eşrefoğlu camii kapı" style="float:left; margin:10px;" />İslam Mimarisinin kendine has bir dokusu oluşmuştur. İslam Mimarisinin en belirgin yapısı, cami yapılarıdır. Minarelerle özdeşleşmiş bir mimariden bahsediyoruz. İslam Mimarisi, her coğrafyada değişiklikler arzeder. Bu hem malzeme açısından hem estetik kavrayış açısından böyledir. Şimdi, oldukça kısa ve ana hatlarıyla, İslam mimarisinin tarihi seyrine değinelim.
</p>
<p>
İslamın ilk çıktığı yıllar, çok zorlu yıllardır ve Arap yarımadasının da özelliği olarak kalıcı mimari yapılar söz konusu olmayan bir coğrafya ve zamandır. Hz Muhammed döneminden kalan bir eser olmamıştır, zaten de o coğrafya açısından bu mümkün değildir. Ancak, Hz Muhammed devrinde inşa edilmiş mimari yapılar olduğunu biliyoruz. Örneğin, Mescid-i Nebevi, en ünlüsüdür.
</p>
<p>
Dört Halife devrinde de elbette, Arabistan yarımadası şartlarında mimariler oluşmuştur. Ancak bunlar da bugüne dek kalabilmiş değillerdir.
</p>
<p>
İslam Mimarisinin asıl başlangıcı, Emeviler Döneminde olmuştur. İlk sağlam ve esaslı mimariler üretilmiştir. Emeviler, çoğunlukla daha önceden mevcut bulunan yapıları, İslami donatılarla zenginleştirerek kullanıma sunmuşlardır. Emevi Mimarisinde, çok sayıda kilise ve benzeri yapıların orijinal unsurlarına dokunulmadan kullanımı vardır. Elbette yeni baştan yapılanlar da olmuştur. Ancak bilinmesi gereken şudur ki, İslam Mimarisi açısından derme-çatma mimariden yapı mimarisine geçiş, Emevi mimarisiyle olmuştur.
</p>
<p>
Özellikle de, kendi devrinde Avrupanın ilim yuvası olmuş Endülüs Emevilerinin sarayları, dönemin en görkemli mimarileri olarak anılmıştı.
</p>
<p><span id="more-2156"></span></p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/02/esrefoglu-ic.jpg" alt="eşrefoğlu camii ahşap direkler" style="float:left; margin:10px;" /><br />
Abbasi Mimarisi, çalkantılı bir siyasi ortamdan ötürü, varlık gösterebilmiş değildir. Karahanlı, Gazneli mimarilerinde de eserler verilmiştir.
</p>
<p>
Asıl klasik İslam mimarisine giriş, Selçuklu Mimarisiyle olmuştur. Selçuklular, Türkistan’ı mescid ve türbelerle donatmışlardır. Selçukluların Anadolu’daki lideri Türkiye Selçukluları, Anadoluyu mimaride donatmışlardır. Türkiye Selçuklularının başkenti olan Konya’da, şehrin merkezinde, Selçuklu mimarisini dimdik görmek bugün dahi mümkündür.
</p>
<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/02/esrefoglu-hamam-cami.jpg" alt="eşrefoğlu hamam ve cami" style="float:left; margin:10px;" /><br />
Selçuklular sadece dini mimaride değil, askeri, ticari, bayındırlık mimarisinde de son derece verimli olmuşlardır. Han, hamam, kale, mescit, türbe, köprü, v.d. mimari örnekleriyle imzalarını atmışlardır.
</p>
<p>
Gerek Türkiye Selçukluları öncesi beylikler gerek Osmanlı öncesi beylik teşkilatları da, hükmettikleri süre ve toprak ölçüsünde, mimari örnekler vermişlerdir. Bu konuda boş duran olmamıştır.
</p>
<p>
Osmanlı dönemi mimarisiyse, prestij mimari devri olmuştur. Kubbe, minare, süsleme alanlarında en üstün örneklerin verildiği devri barındırır. Klasik İslam Mimarisinin zirvesidir. Osmanlılar, mimaride balkanlara ve İstanbula ağırlık vermiş, Anadoluya fazla dokunmamıştır. Bazı tarihçiler bu durumu, zaten önceki devirlerde, gerektiği kadar mimari birikimin Anadoluyu kuşatmış olmasına bağlarlar ve bunda da haksız değillerdir.
</p>
<p>
Osmanlılar; han, hamam, türbe, meydan, cami, mescit, köprü, çarşı, kanal, yol, külliye, medrese, kervansaray, köşk, vb yapımında, ihtişamlı Devlet-i Ali Osmaniyye’nin hakkını vermişlerdir.
</p>
<p>
İslam Mimarisinin en yüksek üretiminin olduğu yerlerin hükümdarı, Türklerdir. Bu yüzden, başta İran olmak üzere diğer devletler tarafından da mimari eserler ortaya konulmuş olsa da, öne çıkabilmiş değillerdir. Zaten, Selçuklu ve Osmanlı devletleri, neredeyse tüm İslam coğrafyasına hakim konumdaydılar.
</p>
<p>
İslam mimarisinde, Türkiye Cumhuriyeti ve çağdaşı İslam ülkelerinde, estetik bir mimariden bahsetmek mümkün değil. Gerçi Osmanlının miras bıraktığı eserler, hala bu dönemin çok üzerinde. Elbette bu durum, dönemle, siyasi güçle, ekonomi ve sanatla ilgili bir durum. Belki de 20. yy ve sonrasının mimari anlayışı, Dubai kuleleri, üstün teknoloji ürünü asma köprüler, betonarme ve sonrasında çelik binalardır. Bir ilerisi de, ekolojik kentler olabilir.
</p>
<p>
Nasıl ki, malzemeler eski malzemeler değilse, estetik anlayışlar da eski estetetik duygular değil. Bugünün İslam Mimarisi, böyle şekilleniyor, şekillenecek. Aslında bu kötü değil, son derece doğal. Bu süreç hala şekillenmiş ve bir eser ortaya koymuş değil. Yani, şu an için ortada bir eser de, yok. Belki de, var ama göremiyoruz. Bakalım…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/02/islam-mimarisinin-tarihi-seyri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzayda &#8220;su&#8221; arayışı</title>
		<link>http://www.asaskan.net/2012/02/uzayda-su-arayisi.html</link>
		<comments>http://www.asaskan.net/2012/02/uzayda-su-arayisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:45:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sadettin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[astrofizik]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[su gezegeni]]></category>
		<category><![CDATA[uzayda su arayışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.asaskan.net/?p=2144</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar hayat kaynağının baş metası, su olarak kabul edildi. Filmlerde, efsanelerde, hikayelerde, &#8220;kutsal dört element&#8221;ten biri de, su&#8217;dur. Dünya, uzayda keşfedilmiş gezegenler arasında, mavi rengiyle hemen ayrılan, yaşanabilir, meteorolojik olaylar görülen, farklı bir gezegen. Bu farklılığın temelinde de, su &#8230; <a href="http://www.asaskan.net/2012/02/uzayda-su-arayisi.html">devamı burda <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.asaskan.net/wp-content/uploads/2012/02/gezegen.jpg" alt="su gezegeni" style="float:left; margin:10px;" />Bugüne kadar hayat kaynağının baş metası, su olarak kabul edildi. Filmlerde, efsanelerde, hikayelerde, &#8220;kutsal dört element&#8221;ten biri de, su&#8217;dur. <img src='http://www.asaskan.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  </p>
<p>Dünya, uzayda keşfedilmiş gezegenler arasında, mavi rengiyle hemen ayrılan, yaşanabilir, meteorolojik olaylar görülen, farklı bir gezegen. Bu farklılığın temelinde de, su denilen varlık var. Dünyaya canlılık veren en temel madde, su. </p>
<p>İnsanoğlu, merakını bir de dünya oluşturmaya-bulmaya harcadı. Bazen tamamen bilim için, bazen mit&#8217;lerle ilgi kurularak bazen de dini açıklamaların da içinde yer aldığı teorilerle, dünyadan kaçılabilecek bir ortam-gezegen arayışı başladı, uzun süredir devam ediyor. Uzay araştırmalarının, Astronominin bayraktar fikri-amacı olarak bu ortaya konuyor ve oldukça da reyting üreten bir &#8220;başka dünya bulma&#8221; olgusu var. Birgün dünyaya birşey olursa, diğer dünyaya taşınma fikri oldukça ilgi çekici.</p>
<p>Dini referansları güçlü ancak Tanrı ile mücadele edebilme deneyleri içinde bulunduğu iddia olunan bazı modern mezhepler (Hristiyan ağırlıklı) Kıyamet Günü&#8217;nü atlatmayı hedefleyen işler içine giriyorlar, diye iddia olunuyor.</p>
<p>Dünya&#8217;dan kaçış için şimdiye kadar &#8220;neredeyse hiç&#8221; ilerleme olmadı. Bir ilerleme olması için ilk iş bir su bulunan gezegen bulmak ve sonrasında o gezegeni asgari yaşanabilir hale getirecek çalışmalarda bulunmak&#8230;</p>
<p>Daha önceki yıllarda, uzay boşluğunda su molekülleri bulunduğu veya su molekülü tahmin olunan kütleler olduğu iddia olunmuştu. Plüto gezegeni için de tahmin edilmişti. Mars gezegeninin derinliklerinde de kristalize su molekülleri bulunduğuna dair bilimsel yayınlar yapılmıştı ancak somut bir veri şimdiye dek ortaya konmadı ya da kamuoyuna açıklanmadı.</p>
<p>En son bilgi bu hafta içinde, haber sitelerine düştü. Bir <strong>su gezegeni</strong> bulunduğu tahmin ediliyor.</p>
<h5>Su gezegeni haberlerinin özeti</h5>
<blockquote><p>2009 yılında keşfedilen, &#8220;GJ1214b&#8221; kodlu gezegenin, bilinen gezegenlerden farklı olduğu iddia ediliyor. Harvard Üniversitesi Astrofizik Bölümü&#8217;nden Zachory Berta kaynaklı ortaya atılan iddiaya göre, bu gezegendeki su miktarı dünyadan fazla. Dünyanın çapının 2,7 katı büyüklükte, 200 dereceden daha sıcak yüzeye sahip olduğu belirtiliyor. Bu gezegen &#8220;Süper Dünya&#8221; olarak anılıyor.</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.asaskan.net/2012/02/uzayda-su-arayisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

