Diplomaside, Davutoğlu öncesi ve sonrası

Ahmet Davutoğlu dönemi dış politikasının, önceki dönemlerden ayrılan mühim yönleri var. Bunun başında, Ahmet davutoğlunun oldukça gerçekçi ve kararlı duruşu geliyor.

davutoğlu
Bunun göstergelerinden biri de, davutoğlu dış politikasının, geçmişine olan bağlılığı. En önemli slogan, dışişleri bakanlığı web sitesinde de yer alan “hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır” ifadesi. Bilindiği üzere bu sözün ilk safhasını Mustafa kemal söylemişti.

İlk safha Mustafa kemal öncülüğünde başarıya ulaşmış ancak diplomasi alanında yeterince sağlam bir diplomasi yürütülemiyordu. Hep yakındığımız bir şeydi, masa başında kaybettiğimiz gerçeği. İşte ilk defa, sayın davutoğlu döneminde, diplomasi alanında yeni bir yola girildi ve bu yol, tarihimizin derinliklerinde de saklı olan bir sözle ifade buldu.

İlk defa geçmişini kabul eden, geçmişinden güç alan bir diplomatik duruş içindeyiz. Bu önemli söz aynı zamanda, ne kadar sert bir zaman diliminde olduğumuzu ve geçmiş dönemlerden kalan sorunlar yumağının ne kadar büyük olduğunu da ortaya koyuyor. Yani geçmiş dönem diplomasilerimizin ezikliğinin de bir itirafı niteliğinde. Türk dışişlerinin sesi ve etkinliği hiç olmadığı kadar yüksek konumda. Elbet bunun sloganının da bu denli yüksek anlamlı olması lazım.

Davutoğlu’nun ifade ettiği “hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır” sözü, bundan sonra gelecek dışişleri personel ve bakanlarına da ağır yükümlülükler sunuyor. Çünkü bu söz geleceği tayin edecek bir politikanın adı. Bu sözün öncülü ifadenin hangi şartlarda söylenmiş olduğunu kavrayanlar, bu sözün de önemini ve tarihi ağırlığını anlarlar.

Bu noktada bir tarihi tespit veya eleştiride –hangisini kabul buyurursanız, artık- bulunmak zorundayım. Daha üç beş sene öncesinde, varı yoğu Atatürk olan, her şeyi Atatürk üzerinden yürüten bir siyasi zemin vardı. Her konuda Atatürk referans verilirdi, tüm sorumluluk onun sırtından yürütülürdü. Bunu da bir kısım siyasi taraflar, oldukça yoğun kullanırlardı ve samimi olmadıkları için de, kabak tadı vermişti. Çünkü yaptıklarıyla söyledikleri, çapraşıktı.

Şunu da çok iyi anlamak gerekiyor. Davutoğlunun bu ifadesi, milli mücadelenin eksik kalmış olan diplomasi kanadının, 90 sene sonra kendini bulmuş halidir. Eğer Atatürk referans verilecekse, işte böyle verilmelidir.

Atatürk diyor ki: Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır.
Davutoğlu diyor ki: Hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır; o satıh bütün dünyadır.

Davutoğlu’nun bu söylemi bir taklit değil, tamamen farklı olarak, kendi tarihinin üzerine bir inşaa meselesidir. Bir yandan geçmişiyle bağ kurarken diğer yandan şartlara göre revize edilmiş bir fikriyatı ve politikayı ilan ediyor. Yani savunma diplomasisinden çıkıp atik bir diplomasiye geçişin emaresidir. Bir ülkenin tarihi böyle var olur, tarihini bilen siyasetçi ile “bilir gibi yapan siyasetçi”nin farkı budur.

Bu gönderi Siyaset kategorisinde , olarak etiketlendi. Gönderi için kalıcı bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>