Pkk-Mit görüşmesinden muhalefetin çıkardıkları

siyasi analizPkk temsilcileriyle Mit görevlilerinin görüşme kayıtları olduğu iddia edilen ses kayıtları internete düştü. İşte internetin asıl görevi budur. İnternet, yeni medya olarak, “insanları holding medyalarına hapsolmaktan kurtarıyor”.

Devletin Pkk ile görüşmesi üzerine fikrimi ve bildiklerimi, bundan 1 yılı aşkın süre önce Devlet terör örgütleriyle görüşebilir mi? başlıklı yazıda paylaşmıştım. Şimdi de aynı kanaatlere sahibim. İster devlet ister hükümet ister başka bir kurum herkesle görüşebilir; önemli olan, bu görüşmenin “devlet” nizamıyla yapılmasıdır.

“Bekara karı boşamak kolaydır” ifadesine uygun olarak, sorumlu olmayan veya devlet için sorumluluk hissetmeyen “bazı siyaset bilmez poliyikacılar”, seçmen katındaki yenilgilerini, terörizm üzerinden aşmanın gayreti içindeler. Bu tür boş muhalefetin bir işe yaramadığını hala tecrübe edememiş olanlar, Terörik süreçleri provatik işlere dönüştürmek gibi gaflet, dalalet, … içine düşüyorlar. “Hak, dürter çıkar” atasözünde olduğu gibi, doğru olanın “demokratik açılım” olduğu, bunca güçlü muhalefet yaygarasına rağmen, halkın açılımcı parti olan Akparti’ye “doğru yoldasın” iznini vermesidir. Yani, artık bu işleri kaşımak, muhalefete gelir getirmez. Ancak, muhalefet de, gittiği yolun yanlış olduğunu bile bile bu vaziyetten geri dönemez; çünkü bunca zamandır savunduklarının isabetsizliğini kabul etmek anlamına gelir ve Akpart’den farkı kalmayan bir partinin de yaşamasının anlamı yoktur. O yüzden, kendi hiç değişmeyen, ne olursa olsun başka partiye oy vermeyen tabanının gönlünü hoş tutacak söylemlere devam eder.

Kılıçdaroğlu ve Oktay Vural, Başbakan’a şerefsiz polemiği üzerinden yüklendiler. Bu politikacılarımız, bırakın devlet siyasetini kavramış olmayı, duyduklarını bile algılayamıyorlar. Özellikle Kılıçdaroğlu, “masa başında bitmiş anlaşmaya, kendi aleyhinde ek madde koyduran Osmanlı bürokratına benziyor”. Devletin başbakanlığına aday olan Kılıçdaroğlu, Devletin elini güçsüz bırakacak her türlü girişim ve söylemin peşinden gidiyor, diplomasiden zerre kadar anlamıyor.

  • Başbakan şöyle demişti: “Ben ve Bakan arkadaşlarımın, PKK ile masya oturduğunu ispat edemeyen şerefsizdir. Devletin kurumları vardır, devlet herkesle görüşür.”
  • Pkk-Mit görüşmesi ortaya çıkınca, Kılıçdaroğlu bunu şöyle anlıyor: “Başbakan veya hükümet, Pkk ile görüştü” ve ardından “kim şerefsiz?” diye soruyor. Kılıçdaroğlu duyduğunu anlayamıyor, Oktay Vural da öyle.

Dünya üzerindeki örneklerine bakarsak, İngiltere Başbakanı Tony Blair’in tutumu oldukça önemli. İngiltere-İra görüşmeleri eleştirildiğinde, Blair; “Çözüm için şeytanla bile görüşürüm” demişti. ( http://www.internethaber.com/ocalanla-muzakere-de-tony-blair-ornegi-286624h.htm ) İspanya-Eta sorununda da benzer süreçler ve yaklaşımlar olduğunu haber aldık. Amerika’nın da, dünyadaki tüm terör örgütleriyle içli dışlı olduğu aşikar.

Türkiye’nin çeşitli kurumlarının yıllardır Pkk ile görüşmeler yaptığı herkesin dilinde. Genelkurmay Başkanlığı’nın da bir çok defa görüşme yaptığı biliniyor. Geçmişte Chp içinden politikacı ve gazetecilerin de, Pkk ile yaptığı görüşmeler Milliyet ve Hürriyet’in arşivlerinde var. Günümüzün en milliyetçileri olan Ulusalcıların geçmişleri bile bu konuda kirli. İşçi Partisi Genel Başkanı olan Doğu Perinçek’in, Apo’yla olan sarmaş dolaş fotoğrafları da ortada. Tüm bunlar açık açık meydanda iken, Kılıçdaroğlu hangi yüzle Hükümete yükleniyor. Onu da bıraktım, hala Kılıçdaroğlu ve Chp’nin doğru politika ürettiğini zanneden “OKUMUŞLARIMIZ” var.

Ağzından çıkanı kulağı duymayan, söylenen sözü de anlamayan birinin, Devlet işlerini kavraması mümkün mü? Maalesef, CHP politikalarını eleştirmekten, Akpartili pozisyonuna düşüyorum. Geçmişinde hiçbir şekilde “partizanlık” olmayan, Türk siyasetindeki tutarsızlıkları eleştirmek için uğraşan ben; Chp eleştirmeni durumuna düşüyorum. Chp’nin içine düştüğü iğrenç durum hiç umrumda olmasa da, bir ucu bu ülkeye dokunduğu için, Chp’nin artık kendini toparlamasını ve politika üretmesini istiyorum. Chp Genel Merkezi, siyaset üretmesi gerekirken; “Mahalle karılarının, altın günü buluşmalarına ev sahipliği yapıyormuş” vaziyetinde. Chp, bugün itibariyle “halkı kandırıyor”.

Diğer yandan;

Mit’in yaptığı bir görüşmenin internete düşüyor olması, bir hayli sıkıntılı bir durum. Kılıçdaroğlu’nun, “Türkiye kevgire döndü” ifadesi dikkate alınması gereken bir durum, onun dışındaki ifadelerinin hiçbir geçerli yeri yok. Kılıçdaroğlu’nun, neleri politik malzeme yapıp yapmayacağını iyi belirlemesi lazım. Mhp’li Mehmet Şandır’ın açıklamaları, en ciddi muhalefet tepkisi oldu; devlet ciddiyetinin sınırlarını korudu. Yine bir Mhp’li olan Oktay Vural, Kılıçdaroğlu’nun seviyesini bile tutturamadı.

Bu ses kayıtları, hiçbirşeyi değiştirmeyecek. Türkiye, “anayasa kitapçığıyla kriz çıkan günleri” geride bıraktı. Bu ses kayıtları Türk halkının da hiç umrunda olmadı; çünkü bu işler zaten biliniyordu. Bu kayıtlar, sadece Kılıçdaroğlu’nu, “oy toplayabilir miyim?” umuduyla heyecanlandırdı. Onun dışında herşey aynı. Türk siyasetçilerinin, bu tür olayları politik hesaplara dayanak yapmaması gerekiyor. Sorumluluk sadece iktidarlara has olmamalı, tüm partiler sorumluluk yüklenmeli, küçük ayak oyunları artık prim yapmıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerekeni yapacaktır; zayıf zihniyetli politikacılara rağmen…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir