>Bardağı olduğu gibi görmek gerek!

>

Hacivat Karagöz neden öldürüldü? filminin bir repliğinde, “Arap memleketlerinde bir ödeme şekli bulunmuş, adına rüşvet diyorlar. Biraz para veriyorsun, işin hemen görülüyor” deniyordu. Replik tam olarak böyle değildi eminim, ama özü bu idi. Osmanlı Devleti’ni ve cemiyetini allak bullak eden işte bu anlayış değil miydi? İşin görülsün, oturduğun koltuk kıçına yapışsın da, gerisi önemli değil, anlayışı! Yani ahlaksızlık karşısında direnmek yerine, ahlaksızlığa teslim olup bile bile günah işlemek ve ondan sonra da dünyevi kazançları masaya koyup bardağın dolu tarafını görmeye çalışmak… Din, iman, ahlak muhabbeti yapıp günde beş vakti, yılda 365 günü molla geçirip ardından da rüşvetle iş yapmak, araya adam sokup makam sahibi olmak, kişinin arkasından konuşup kendi lehine kamuoyu oluşturmak bardağın dolu tarafı oluyor; bu yaptıklarından dolayı hesaba çekilmek, bardağın boş tarafı oluyor ve sen de boş tarafı görmezden geliyorsun! Ondan sonra bir de utanmadan, bizden adam olmaz, bu millet ahlakını yitirmiş, bu devlet düzelmez edebiyatı yaparsın. Sonra bir de bardağın dolu tarafını görmek lazım dersin…

Bir tek bardağın boş tarafını ya da bardağın dolu tarafını görmek, insanlığa aykırı bir şey… Böyle bir bakış, iki yüzlülükten başka birşey değil! Demek ki bir hata var ve sen onun üzerine gitmekten acizsin. Çulun (halının) altına süpürmek senin yaşam tarzın olmuş! Halbuki, yanlışların farkına varıp düzeltmek değil midir, aslolan! Üstelik sen -bizzat sen- dost sohbetlerinde bunu öğütlemez misin herkese, bilgiç tavırlarınla… Hey gidi hey, işte bu yüzden ben; ne milliyetçiyim diyenlerden, ne sosyal demokratım diyenlerden, ne solcuyum ne sağcıyım diyenlerden hoşlanırım. Çünkü hangi niteleme olursa olsun kendi alçaklıklarını kapatmak için uydurdukları birer sulu boyadan maskelerdir. Sen kendini tanımladığın gibi yaşayabiliyor musun, ben ona bakarım!

Söylemek istediğimin özü şudur aslında… Bardağın dolu tarafını görmek değildir, hayat! Gelecek kuşaklara bırakılacak olan saçma bir dalkavukluk felsefesi değildir. Geleceğe bırakılacak en büyük eser; Bardağın hem dolu hem boş tarafını görebilecek zihinlerdir. Kimse kimseyi uyutmamalıdır. Realist kafalar başarıya yakındır. İki büyük düşünce akımı yaşamı şekillendirir. Yapılan işlerde ciddiyet sağlayan, idealizm ve yaptığının ne olduğunu anlamayı sağlayan realizm

Bardağın dolu yanını görenler, kısa vadeli mutlulukların, başarıymış gibi yutturulduğu kişilerdir. Hep bir kenara, kolaya kaçma vardır bunlarda… Bir işi maddi ve manevi yönleri ile tartabilen insanların inanacağı bir felsefe değildir bu! Bir bardağı, bir insanın hayatı olarak ele alırsak, yarısı yeter bana demek değildir ki, kişilik! Bir insanın şahsiyeti, kendi hayatını tümüyle kabullenmedir. Kendinden haberdar olmayan ve kendinden kaçanlara da zaten, şahsiyetsiz denir. Lütfen herkes kendi bardağını olduğu gibi görsün.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir