>Garibanlık, suç değil!

>

Uyarı:
Bu yazıda, argo ifadeler yer almaktadır. İsterseniz, bu sayfayı okumayabilirsiniz, bu seçiminizde özgürsünüz!

İnsanlar, kısım kısım, biçim biçimdir. Her renkten her niyetten bulursun, Ademoğlu’ndan… Çare de çaresizlik de, aşk da nefret de insan için… Her an düşmek de insanın fıtratında var, her an kalkmak da… Kısaca, insan kendi içinde bir evren taşırken, bu tek tek evrenler bu koskoca evreni oluşturmuşlar!

Hazır buldumcu, beleş yaşayanlar da var bu evren içinde! Hiç farkında olmadan başka evrenlerin… Ama en zor meslek, garibanlık. Öyle zor ki, her gün zamanla güreşirsin, akşam olup yorgun düşüp uykuya daldığında, galip mi mağlup mu olduğunu bile anlamazsın… Sabah kalktığında, yine aynı yerden başlarsın, bir sonraki round’a. Bu, büyük ve ömür boyu sürecek bir harbin, küçük muharebesidir aslında. Ve, bu savaşın sonunda, kaybettiklerinin ve kazandıklarının muhasebesini bile yapamazsın! Çünkü, daha son yumruğu atmamış ve son yumruğu yememişken gelir Azrail! Muhasebesi yapılmamış bir hayatı yaşarsın, sonu geldiğinde gitmiş olduğun bir savaşın! Ve, bu ömrün sonunda, senin muhasebene iki yerde bakarlar. Dünyadakiler, olur olmaz atarlar ardından ve yargılarlar. İyi söyleseler bile, kahrına gider, senin! Bir kez bile çaresizliğine çare olmayanlardır çünkü, senin savaşının üzerine muhasebe yapma yüzsüzlüğü gösterenler!

Diğer muhasebe mi? O da ahirette yapılır. Artık sen, yaptıklarınla hesaplaşırsın… Burası için söylenecek pek birşey yoktur aslında! Ya cennet, ya cehennemliksin!

Kendi muhasebesini bile kendi yapamayan insanlar, niye birbirini ötekileştirir ki? Bazı, kendini üstün gören, herkes ve herşey hakkında atıp tutan ve ardından biz adam olmayız edebiyatına yatan insanlar, bir kez olsun zihinlerini fikir fakirliğinden kurtarmazlar. Düşünmek, çene çalmaktan daha mı zordur acaba? Alış veriş merkezi meraklısı, marka takıntısı, boğazına soktuğu ekmeğin nerden geldiğini bir an bile düşünmeden, beton üstünde yetişen bu otlar; bir garibanın kız arkadaşı edinmesini, sokakta yürümesini, fikir sahibi olmasını, niçin anlayamazlar ve şaşkınlıkla karışık burun kıvırırlar.

Hangi kalite yemek yersen ye, nereden yersen ye, kaç paraya yersen ye, o yediklerini çıkardığında bir dön bak, göreceksin ki, o çıkanlar bir tek şeye benzerler, ona da türkçe’de “bok” denir ve bu noktada, tüm insanlar eşitlenir. En iğrenç ve en zayıf olduğun durumda, herkes ile eşitleniyorsan, kendini nasıl üstün görebiliyorsun? Havan kime, yabancı?

Bak şimdi, ben sana bir uyarı yapayım… Bundan sonra, kimseye laf atmayacaksın. Kimsenin özrü üzerinden prim yapmayacaksın. Hiç kimseyi “sen nasıl kız arkadaş edinirsin?” diye yargılamayacaksın. Sen marka giyinemezsin, demeyeceksin. Sen ne yapacaksın, biliyor musun? Önce gidip bir güzel poponu temizleyeceksin, sonra çeneni kapayıp oturacaksın. Yoksa, senin de, diğer insanlar gibi (s)ıçtığını herkese söylerim. Ondan sonra da kıçın, sıfatının önüne geçer! Ve senin suratına bakan insanlar, (g)ötleri ile gülerler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir