Nükleer Takas Anlaşması, ne anlama geliyor?

Türkiye, kendi coğrafyasının kilit ülkesidir. Bunu da yakın zamandaki bir çok olayda gördük. Mesela, ABD’nin son Irak işgalinde, Türkiye’nin kendi coğrafyasını kullandırmak istememesi ABD’ye şok yaşattı. Amerika, bunun öcü olarak, askerlerimizin başına çuval geçirdi. Ancak bu durum ABD’nin daha da aleyhine bir Türk kamuoyu oluşturdu. Amerika, giderek Türkiye’yi kaybetti. İki sıkı fıkı dost olan Amerika ve İsrail, Başbakan Erdoğan’ın one minute çıkışıyla taraf olma durumuna düştüler ve Amerika sonraki süreçte İsrail’e uyarı, Türkiye’ye destek açıklamaları yaptı.

Ancak, aradaki kırgınlıklar bitmiş olmamalı ki, Türkiye gerçek bir müttefik aramaya devam etti. Ayrıca, Avrupa’nın da birliğe almak konusunda samimiyetsizliği üzerine, artık benim de yıllardır özlemini çektiğim, Rusya ve komşular ile bir ittifak arayışına girildi ve başarılı olundu. Bu süreçte, Amerika’nın hep tehdidine maruz kalan İran’ın, Amerikan tehdidinden kurtarılması, yıllarca süren İran’ın Nükleer Teknoloji Projelerinin batılılarca bahane edilerek bu coğrafyanın delik deşik edilmesi durdurulmalıydı. Bu coğrafyada kilit rol oynayan Türkiye’nin bu işleri, Amerika’ya rağmen düzeltmesi lazım idi. Türkiye’nin önemini anlayamayan Talabani, bundan bir süre önce şöyle bir açıklama yapmıştı: Türkiye’ye bir kedi bile vermem… (bu veya bu mealde bir sözdü.) Sonra baktık ki, gelişen süreçte, Talabani; kendi eliyle donunu bile verecek duruma geldi. Ancak Türkiye’de hala Talabani kafasında olan insancıklar var. Hala hiç bir devletlerarası ilişkiden anlamayan, Amerikan karşıtı olup da Amerikancı kafaya sahip ve kendine solcu diyen, dar kafa, hala dünyanın düz olduğunu iddia eden, Nazım’ın sadece iki-üç şiirini bilen diğer Nazım şiirlerini duyunca nefret okuyan, gerçeği duyunca da inkar eden züppeler, hala kafasının dikine gidiyorlar. Bu sosyalist bozuntuları, yavşamış olduklarından olsa gerek, Komünizm’i de sevmezler. Bu kişilere, Can Yücel’in Murat Belge için yazdığı şiiri gönderiyorum…

Neyse, konumuza dönersek, nükleer enerji santrali anlaşması için Türkiye’ye gelen Rusya devlet başkan ve yöneticileri, yanlarında Çeçen, Dağıstan, v.d. 10’a yakın özerk bölge yöneticilerini de getirdiler. Herkesin gözden kaçırdığı da bu zaten! Bu ziyaret bir nükleer anlaşma değildi sadece, bu ziyaret büyük bir işbirliği süreci idi.

İran’a yaptırım süreci batılıların insan haklarına olan samimiyetlerinin en çelişkili örneğiydi. Irak’a yapılan yaptırımlarla ülkenin ne hale geldiği ve ülkeyi kalkındırmak için gelen Amerika’nın da Irak’a getirdiği huzur ve refah ortada iken, İran’a yapılacak yaptırım ve işgalin ne sonuçlar doğuracağı tahmin edilebilir durumda! Ancak, İran tarihi temeli olan bir ülke olduğu için Rusya ile yakınlaşıp Batı ile irtibatını hiç koparmadı. Herşeye direnmesini bildi ve son dönemlerde Demokrasi istemiyle ortaya çıkan, aslında İran’ı bölmeye yönelik olan İran muhalefeti de bastırıldı. İran’daki bu muhalefet, demokrasi ağzıyla, bir Saddam iktidarının getirilmesi ve Irak’ın parçalanma sürecinin başlatılması idi. Aynen şu an Pakistan’da oynanmakta olan oyun gibi…

Bu coğrafyada artık doğal süreç başlamıştır. Rusya, İran ve Türkiye gibi bu coğrafyanın akil devletleri, Amerika ve batılı devletlerin bu coğrafyada at koşturmalarından hoşnut değillerdir. Çünkü bu coğrafyanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini, bu devletler başka coğrafyalara yedirmek istemezler. Bu süreç sancılı olacaktır mutlaka! Üstelik, iç muhalefete rağmen başarılacaktır bu süreç… Ancak, bu coğrafyada barış ve refahın sağlanması, Türkiye ve Rusya başta olmak üzere, İran’ın da katılması ile bir 3’lü ittifakın kurulmasıyla mümkün olacaktır. İran’ın sert çıkışlarını çözmek isteyecek iki ülkenin başında Rusya ve Türkiye gelir ki, bunun nedeni İran’ın Amerika tarafından kışkırtılarak, buraya ikinci bir Nato gücünün girişini önleyebilmek. Irak ve Afganistan da bulunan Nato güçleri, bir de İran coğrafyasına girerse, Türkiye ve Rusya’nın önü kesilmiş olacaktır. Buna engel olmak ise, İran’ın kullanılmasını engellemektir.

İşte İran’ı engellemek, Amerika’nın oyununu bozmak ve dünyanın sorunlarının, Batılı güçler olmadan da çözülebileceğini göstermek için, Dünyada yeni bir güç olduğunu ortaya koymak için bu Nükleer Takas ve İşbirliği ortamı oluşturulmuştur. Bu durum Amerika açısından bir şoktur. Bunu Amerika’nın bağrış çığrışlarından da anlayabiliriz. Türkiye’nin Ermeni Meselesi’nin de çözümü, Rusya ile olacak birleşimden geçer. Fransa ne kadar yırtınırsa yırtınsın, Rusya-İran-Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasında kalmış bir Ermenistan, bu coğrafyanın ortak şarkısını söylemek zorundadır. Nükleer Teknoloji, sadece bir teknoloji değildir. Dünya düzeninde önemlidir. Makyaj ve parfümleriyle bu doğal çevrenin canına ot tıkayıp da, nükleer karşıtlığı yapanlar, önce ellerini vicdanlarına, sonra da Amerika saldırdığında cepheye koşsunlar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir