Güney Kore ve Samsung dizayn ediliyor.

Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, Gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelerle rekabetini artırdı. Bunun neticesi olarak Gelişmekte olan ülkeler, siyaseten de baş kaldırmaya başladılar.

Özellikle uzak doğudaki reel ekonominin güçlenmesi, batıdaki finansal ekonomiye sıkı sıkıya sarılmış sosyal yapıyı, sıkıntıya soktu. Çünkü üretim neredeyse, istihdam da oralarda olmakta. Özellikle Güney Kore teknoloji devi Samsung’un, Apple ile boy ölçüşür hale gelmesi, tedirgin edici oldu.

Elbette birkaç patent davası dışında, Apple’ın, Samsung’dan intikam alması gerekiyordu ve neticede Samsung’un önemli bir ürünü Note 7, ısınma sorunu yaşamaya başladı. Dünya genelinde oldukça kötü bir üne kavuştu.

Hiç şüphe yok ki, Samsung’un başına gelen bu olayda, Amerikan istihbaratının siber saldırısı var. Gerek yazılımsal gerek donanımsal olarak Samsung’un ürünlerine bir parazit yerleştirildi ve şu an Samsung oldukça sıkıntılı bir sürece girdi.

Son bir hafta içerisinde Güney Kore lideri yolsuzluk benzeri bir suçlamayla karşı karşıya. Bugün çıkan bir haberde Samsun ile Güney Kore lideri ilişkilendirilmeye başlandı.

Aynı Brezilya’da gerçekleşen Amerikan Darbesi, Türkiye’de yapılmaya çalışılan Gezi olayları ve 15 Temmuz iç savaş girişimi gibi, şimdi de Güney Kore’de yapılmaya çalışılan büyük bir operasyon.

Bütün bunlara bakıldığı zaman Amerika kendisine muhalif durabilen herkesi susturmak için daha önceden yerleştirmiş olduğu kritik odaklar eliyle, devletleri milletleri tekrar elden geçiriyor. Türkiye ve G. Kore gibi on yıllardır zaten Amerika’nın, stratejik ortaklık bahanesiyle, iliklerine kadar işlediği ülkelere, daha kolay etki ediyor.

Türkiye’deki temeli batı ve özellikle Almanya’ya dayanan muhalefet, bu durumları okuyamamanın ötesinde, okumak istemiyor. Türkiye’nin yaşadığı bütün terör olayları ekonomik siyasi sosyal saldırılar Türkiye’nin yol ayrımında olduğunu, tekrar eski günlerine dönmesini hedefleyenler görüyor.

Brezilya, Arjantin, Mısır’da başarılan darbe, Türkiye’de tosladı. Şimdi bir düzenleme de, G.Kore ve Samsung’a yapılıyor. Batılılar, herkese her türlü alçaklığı yapmaya devam ediyorlar. Bizim “çok insan hakları savunucusu, cumhuriyetsever ve batıcı kitle” hâlâ bunları göremiyor.

Atambayev’i yadırgamamak gerek

Atambayev, kısaca ‘Türkiye, Rusya’dan özür dilemeli’ demiş. (1)

Bu durumu yadırmamak gerek. Çünkü bazı çok ciddi gerekçeler var.

Türkiye, öyle ya da böyle, Türkistan ülkeleriyle ilişkilerini geliştiremedi. Yardımları sınırlı kaldı. Teknolojik ve kültürel alanlarda Rusya ile ölçüşemeyecek kadar gerilerde kaldı. Adeta, asırlarca bu ülkeleri-toprakları, Rusya’nın eline terketti. Son 150 yıldır, Rusya tam hakim durumda.

Batı dünyasınında pek yakın ilişki kurduğu ülkeler değiller. Bu ülkeler Rusya’ya mahkum. Kimse ellerinden çekip kurtarabilecek imkanı vermiyor.

Türkiye’nin siyasi yapısı da hiçbir zaman bu ülkelerle yakınlık kurmaya yeterli olmadı. Geçen 25 yıla bakıldığında, Sol siyasetimiz tamamen kör davrandı. Yakınlık kurma gereğini gören sağ siyaset ise, sürekli meşgul edildi hatta ağır bedeller ödedi. Örneğin, Merhum Özal’ın hayatını kaybetmesinin sebeplerinden biri de Türkistan’a yakınlaşmak istemesidir.

Bunlar böyleyken, Kırgız lider Türkiye gibi bir ağabeyine güvenemez. Tüm dünyanın saldırısı altındaki Akparti hükümeti’ne mi, hiç bir zaman ilgi göstermeyen Chp’ye mi, daha dün Lavrov’a biat etmiş olan hdp’ye mi, hala ‘başkanlık sistemi gerekliliğini’ kavrayamamış Mhp’ye mi güvenerek, Rusya’ya kafa tutsun.

Pkk-suriye-rusya-anayasa konularında, şuurunu yitirmiş bir meclisimiz varken, Atambayev’i yadırgamamak lazım.

Kaynakça

1) http://www.internethaber.com/atamabayev-sasirtti-turkiye-rusyadan-ozur-dilesin-1497358h.htm

Pardus’un Geleceği ‘bitti’

Pardus ilk geliştirilmeye başlandığında, bir heyecan bir heyecan ki…

Sonra gün geldi; durdu, başladı, durdu, başladı…

Sonra pardus 2013 çıktı. hemen yanında topluluk sürümü 1-2 ve küsurlar…

Bugün Pardus Kurumsal 5 ve Pardus Topluluk 3.0 var.

Bir umut hala devam ediyor gibi. Gibi-y-di!

Taa ki, Linux’a gönül verenlerin Türkiye adına olan kişilerden bazılarının şuradaki tartışmalarını görene kadar.

Elbette üç-beş kişinin ahvali herhangi bir projeyi bağlamaz. Ancak bir noktaya dikkat etmek gerekir, birşeyleri görmek açısından. Örnekler, genelin temsili olduklarından; temsil edilen zihniyete örnek olarak kabul edersek, biz bu işletim sistemi işini beceremedik.

Sonuç olarak, Pardus’la ilgili umut kalmamıştır.

Biz yine yabancıların emeklerine teşekkürlerimizi artırarak devam ettirelim. Eğer iş bize kalırsa, dünyayı taş devrine çeviriveririz.

Suriye’nin anlattıkları

Suriye İç Savaşı’nın çetin günlerindeyiz. Şu an oldukça büyük bir değişim yaşanıyor. Tarih kitaplarında, 10-15 yıllık bir süreç, bir iki paragrafla anlatıldığında olayın nasıl da büyük olduğu kavranıyorsa da, bizzat sürecin çağdaşı olduğumuzda, acı-gözyaşı ve sıkıntılarla uğraşmaktan, daha büyük fotoğraf karesine bakmak mümkün olmadığından, olayın tarihi atlayışını tam anlamıyla algılayamıyoruz. Bunu ancak, tarihi benzer olayların, bugün tarih kitaplarında nasıl yer aldığını bizzat inceleyerek kavrayabiliriz.

Yüzyıl önce, tarihin iki büyük imparatorluğundan biri olan Osmanlı parçalandı. Her imparatorluk parçalandığında arkasında büyük bir enkaz bırakır ve bu enkaz çok büyük zenginlikler barındırır. Bir arada yaşamış binlerce farklı etnik-görüş-inançtan oluşan grupların, bu İmparatorluğun en büyük hazinesi olduğu, bu parçalanmalarda daha da görünür hale gelir.

Anadolu, buna benzer olayları defalarca yaşadı. Büyük Selçuklunun parçalanmasıyla yaşanan devletçikler bunlardan biridir. Daha sonra Anadolu Selçuklularının dağılmasıyla yaşanan beylikler dönemi de bunlardandır. Bugün Osmanlının dağılmasıyla yaşanan bu dağılmışlık ve başsızlık da bunlardandır.

Beylikler Dönemindeki Moğol zulmü ne ise, bugün de Amerikan zulmü bu topraklar için dışarıdan gelen öyle bir zulümdür. Geçmişte kimler bu coğrafyayı birbirine düşürdüyse, aynı süreçler yine yaşanacaktır.

Tarih kitaplarında 3 sayfada geçip giden iki asırlık çalkantılar dönemlerini, çok mu basit gördünüz? Anadoluda yaşanan beylikler dönemi içerisinde, onlarca Suriye Krizi olmuştur, katliamlar, gözyaşları… Bir de Zaferler…

Bu tarihi süreçler yaşanacak, kaçış yok. Tek yapabileceğimiz, uygun yerde uygun siyasi pozisyonlar almak. Sokaklarda siyaset yapmanın, hiç bir getirisi olmadığını iyice anlamak. Mısır ve Suriye, ibrettir.

Bilmedikleri konuları, kaldırım taşlarıyla ifadeye çalışan çapulcular yerine; bildikleri konuları, kalemleriyle icraa eden alimler ortaya çıktığında, bu işler çözülür.

Türkiye’nin 4.5G ve 5G süreci

Türkiye, Mayıs ayı içinde bir 4g ihalesine çıkacaktı. Bugün bu sürecin 3 aylığına uzatıldığı duyuruldu.

Cumhurbaşkanımızın, geçen günlerde, ‘2 yıl daha bekleyip 5g’ye geçelim’ ifadesi olmuştu. Türkiye, bir süreden beridir, 5g teknolojisi üzerine araştırma-geliştirme yapıyordu. Bir noktada, Japonya’nın kendine özgü kurduğu mobil teknolojinin benzerini, Türkiye de istiyor olabilir.

Bu süreç, en az yatırımla, 50 milyar dolarlık bir pazar olduğu ifade edildiği için, bu büyük meblağın, elbette yerel teknolojiyle başarılması halinde ne kadar ekonomik bir değer oluşturacağı ortada.

Dünya ülkeleri, 5g için 2020 yıllarını efektif görüyorlar. 5g teknolojileriyle ilgili standartlar oluşturulmaya çalışılıyor. Yani önümüzde bir 5 yıllık 4g süresi görünüyor.

Türkiye, ihale süresini uzatarak, 4g değil de, 4.5 G ve 5G teknolojileri için kapsamlı bir ihale yürütmeyi planlamış görünüyor. Bunun böyle yapılmasında, yumuşak bir geçişle aslında kendi 5G teknolojilerimizi de pazara sunmanın altyapısı oluşturuluyor olabilir.

Sürekli yeni yatırımlar ve çöpe giden paralar yerine, kademeli ve gelişen yatırımlarla daha az israf ve yerli teknoloji teşviki…

Türkiye, bir pay kapmak istiyorsa, eşyaların iletişimini sağlayacağı öngörülen 5g’nin, bu taraflarında da patent sahibi olmak zorunda.