Hepimiz İnsanız!

ermeni ırkçılığıTürkiye’de (aslında tüm dünyada) fitnecilik-kışkırtıcılık, primli mesleklerden biri. Fitneci iseniz, aç kalmazsınız. Mantık, tutarlılık, hak-adalet iddiadan öte gitmez. Nefret ekicilik, insancıllık adına yapılır. Her türlü his, fikir, olay, olgu sömürülür.

Hrant Dink davası sonrası yapılan gösterilerde, binlerce kişi, “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” diyerek sokaklara çıktı. Bu slogan, hatalı-yanlış-ırkçı bir ifadeyi haykırır ve o sloganı ifade buyuran herkesi zan altında bırakır. Sokak zihniyetiyle işlenmiş bir cinayeti, sokaklarda çözmeye çalışan bir kısır döngünün elemanlarını görüyoruz bu gösterilerde.

Türklerin ırkçılığı üzerine yürütülen bir çalışma var. Türkiye’nin dış politikadaki çıkmazlarından olan Ermeni Katliamı, en küçük fırsatta kudurtuluyor. Ermeni-azınlık haklarını savunur ayaklarına yatıp “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü ırkçı, faşizan iddia edenler var. Olabilir, diyelim ki öyle! Peki, aynı kişiler, “hepimiz Ermeni’yiz” diyerek, ne yaptıklarını zannediyorlar. Herkese, “ne mutlu Türk’üm” dedirtemezsiniz diye, Atatürk’ün bu sözünü ırkçı gösterenler, herkese Hepimiz Ermeni’yiz dedirterek, faşizan bir slogana imza attıklarının farkına ne zaman varacaklar?

Birileri de, “ama anlamı öyle değil ki…” diye avunuyorlar. Peki, Ne mutlu Türk’üm’den nasıl bir anlam çıkarıyorsunuz, siz? Kimse kıvırmasın, bu sloganlar romantizm kokar, en büyük romantizm milliyetçiliktir ve çıkış yeri Fransa’dır. Bu milliyetçileşmiş sorunlar, daha fazla milliyetçilikle çözüme ulaşmaz. Ermeniler, bu işi kaşıdıkça, Türklere hakaret ettikçe, sokakları galeyana getirmeye çalıştıkça, çözüm üreteceklerini mi sanıyorlar? Eğer, ikide bir demokrat kesilen bu ‘hepsi Ermeniler’ bu işi kaşımayı bırakıp işi milli maç gibi görmesinler. Eğer bunun bir insanlık meselesi olduğuna inanıyorlarsa, önerim ve fikrim şudur; Hepimiz İnsanız demek, insanların vicdanlarına dokunur; Hepimiz Ermeni’yiz demek, İnsanları birbirine düşürür.

Görüldüğü gibi, fitneci zihniyetlerin hak arama gibi bir dertleri yok. 80 yıl öncesinin ortamında söylenmiş bir söz üzerinden, Türkler ırkçıdır diyenler, 21. Yüzyıl’ın ilk çeyreğine yaklaşılırken, hala kendi ırkçı-faşist anlayışlarını düzeltememiş bulunuyorlar. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” ne kadar ırkçı ise, “Hepimiz Ermeni’yiz” yaklaşımı da aynı derecede, toptancı, militancı bir faşist anlayışın tezahürüdür. Üstelik, Atatürk, ne mutlu Türk’üm diyene derken, insanları özgür bırakıyor, demeyen demeye bilir. Lakin, Hepimiz Ermeni’yiz sloganı, herkesi zan altında bırakıyor. Bu basit bir kelime oyunu değildir, bu sanatçıların-entelektüellerin anlamasını beklemiyorum!

İnsanlar, dink cinayetine karşı duracaksa, Hrant Dink insan olduğu için mi, yoksa Ermeni olduğu için mi karşı duracaklar? Dink, hangi gerekçe ile öldürülürse öldürülsün, temel çizgi insanlık olmalıdır. Bu gün hepimiz Ermeni olursak yarın bir Kürt ya da Türk öldürüldüğünde, sahip çıkmayacak mıyız? Ya da her cinayette milliyetimizi mi değiştirecez, yoksa herkesin insanlık ortak noktasında savunulmasını mı amaçlayacaz?

Sen, Ne mutlu Türk’üm sözünden ürkerken, nasıl olur da bana, “Hepimiz Ermeni’yiz” anlayışını dayatırsın? Bu ülkede, bu coğrafyada, Hepimiz Türk değil iken, hepimiz nasıl olur da Ermeni olabiliriz? Nedir bu toptancılık, hani demokrasiyi yemiş yutmuştunuz! Bu nasıl entelizm?

Hepimiz Ermeni’yiz diye bir slogan peşinde koşanların, ne mutlu Türk’üm sözünü eleştirecek hiç bir hakları yoktur, soykırım olduğunu da iddia edemezler. Zihinleri, temiz değil… Bu sloganla, Samast’tan ne farkları kalır? Samast ve ardındakiler, Türkiye’ye oldukça büyük bir hasar verdiler zaten… İster Türk ol ister Ermeni, zihniyet bozuk olduktan sonra, pek farketmez.

Kategori Genel | Etiketler | Yorum yapın

III. Osman ve dönemindeki olaylar

Hükümdarlık dönemi 1754-1757 yılları arasıdır, 25. Osmanlı padişahıdır. II. Mustafa’nın oğlu ve I. Mahmud’un kardeşidir ve I. Mahmud’tan sonra padişah olmuştur.

Babası II. Mustafa öldükten sonra, şehzadelerin sarayda gözetim altında tutulması kararına uygun olarak, 7-8 yaşından itibaren tahta çıkıncaya kadar hapis hayatı yaşadı. Çok iyi bir eğitim almış olmasına rağmen, yaşamış olduğu hapis hayatı nedeniyle sinirli-huzursuz bir davranış kazanmıştır. Bu durum yönetimine de yansımıştır.
Kardeşi I. Mahmud dönemine ve icraatlerine karşı eleştirel yaklaşmıştır. Kendi döneminde önemli bir siyasi gelişme yaşanmamıştır.

Osmanlı açısından savaşsız bir dönem olmasına rağmen, afetler yaşanmıştır. Tahta çıktığı sıralarda İstanbul’da şiddetli bir kış yaşanmış ve Haliç donmuştur. Hükümdarlığı döneminde, İstanbul’da yangınlar çıkmış ve salgın hastalık yaşanmıştır.
III. Osman, yaşadığı hapis hayatının etkisinden olsa gerek, sık sık halkın arasına karışıp İstanbul’u gezmiştir.

Sultan III. Osman, bir süre hasta yattıktan sonra vefat etti ve Yeni Camii’de kardeşi I. Mahmud’un yanına defnedilmiştir.

Kategori Tarih | Etiketler , , | Yorum yapın

Cumhuriyet Tarihi kaynakları

Cumhuriyet Tarihi, terim olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamalarından günümüze kadar olan tarihi geçmişini konu edinir. Tarih bir bütün olmakla beraber, iyi anlaşılması ve uzmanlanşılması açısından bölümlenir. Cumhuriyet Tarihi, üzerinde en fazla ihtilaf bulunan tarih alanımızdır. Buna sebep iki ana etkenden biri “ideolojik çarpıtmalar” diğeri de “kaynakların bir kısmına ulaşılamaması”dır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi, Cumhuriyet Tarihi olarak anılagelmektedir. Cumhuriyet Tarihi konusunda araştırma yapacakların, başvurması beklenen yerler şu şekilde sınıflandırılabilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Tarih Kaynakları
  1. ARŞİVLER
    1. Yayınlanmış Belgeler
      • Nutuk
      • Erzurum Kongresi Tutanakları
      • Cumhurbaşkanlığı Arşivi
      • Atese Arşivi
      • Başbakanlık Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivi
      • Milli Kütüphane
      • TBBM Arşivi
      • Türk Tarih Kurumu Arşivi
      • Tapu Kadostra Arşivi
      • Kızılay Arşivi
      • Vakıflar GEnel Müdürlüğü Arşivi
      • Bakanlık Arşivleri ve Özel Kişi Arşivleri
      • v.b.
    2. Yayınlanmamış Belgeler
      • Bu tabirden kasıt henüz tasnif edilmeyi bekleyen milyonlarca belge vardır. Henüz tasnif edilip yayınlanmadığı için bu tabir kullanılmıştır.
  2. RESMİ YAYINLAR
    • Resmi gazeteler (takvim-i vekayi), Türkiye Büyük Miilet Meclisi Zabıt Cerideleri, v.b.
  3. SÜRELİ YAYINLAR
    • Gazeteler: (İrade-i Milliye, Hakimiyet-i Milliye, v.b.)
    • Mecmualar
  4. HATIRALAR
    • Şahısların bizzat kendilerinin de içinde yer aldığı olayları anlattıkları yazılarıdır. Örnek; Mustafa Kemal-Nutuk, Kazım Karabekir-İstiklal Harbimiz…
Kategori Tarih | Etiketler , , , , | Yorum yapın

Türkiye’nin tarım temalı televizyonları

Türkiyenin tarım sektörü, kendi medyasını ortaya çıkarmaya başladı. Bu konuda yapılan çalışmaların takdir edilmesi gerekiyor. Burada şunu açıkça söylemek gerekiyor ki, bu televizyonların kurulmasında, artık tarım sektörünün de bir rant getirecek seviyeye gelmiş olması geliyor. Yani, tarım yayıncılığında; reklam alabilen, belli bir kitlesi olan, sistemin büyüdüğü bir durumdan bahsediyoruz. Yoksa birbiri ardına tarım kanallarının açılması, sadece hayrına yapılabilecek bir olguyu ifade etmez. Bu durum, tarım sektörünün para yapmaya başladığının, en azından tarım sektörünün birilerince farkına varıldığının bir kanıtıdır.

Dünyanın en temel gereksinimi beslenmektir ve bu sektöre tarım deniliyor. insan yaşamının temel ihtiyacı olan tarım ürünleri, Türkiye için de kilit bir gelecek vaadi konumunda. Temel gereksinim dışındaki bir çok sektörün medyası varken, tarım sektörünün medyasının olmak zorunluluğu ortada. Bu televizyon kanallarını, sadece köylü-çiftçi kesimi değil, herkesin takip etmesi gerekiyor. Çünkü, tarım ürünleri, üretildiği oranda tüketilen ve herkesin de tüketmek zorunda olduğu bir meta. Tarım herkesi ilgilendiriyorsa, medyası da o derece ilgilendirmelidir. Türkiye’de an itibariyle, tarım temalı yayıncılık yapan televizyonlar ve iletişim adresleri…

Bereket tv tarım televizyonu

bereket tvBereket tv uzun zamandır yayında olan bir kanal. Başlangıçta toprak tv ismiyle yayına başlayan kanal, geçen yıllar içinde, oldukça ilerleme kaydedip önemli bir takipçi kitlesine sahip oldu. Özgün programlar, tarımsal reklamlar oluşturma konusunda iyi bir seviye yakalamış görünüyor.

Bereket tv iletişim adresleri

Türksat 3A: frekans:12130 sem:27500 pol:V
web:www.bereket.tv

Tarım Su tv

tarım su tvTarım su tv yeni yayına çıkmış bir tv kanalı. Başlangıç için oldukça tatmin edici programları var. İlerleyen zamanlarda, tarım yayıncılığı konusunda ne kadar kalıcı ve uzman olabilir, bekleyip görülmeli.

Tarım Su tv iletişim adresleri

Türksat 3A: frekans:11862 sem:27500 pol:H

Tarım Türk tv

tarım türk tvTarım Türk tv de, yeni bir kanal. Şu an için bu kanal da, profesyonel bir yayın yapıyor. Tarımsal üretimle ilgili yayınları var. İlerleyen zaman içinde, bu kanalın da gelişimi ortaya çıkacaktır.

Tarım Türk tv iletişim adresleri

Türksat 3A: frekans:12015 sem:27500 pol:H

Sonuç

Tarım yayıncılığı konusunda, tarım bakanlığının da, tarım tv ismiyle, bir internet televizyonu var. İnternet bağlanma oranı yüksek olmayan bir ülke de, bunun işlevsel olduğunu söylemek zor. Yukarıdaki tarım temalı kanallardan şu an için en ileri özgünlük ve bilinirlik, bereket tv kanalına ait. Diğer iki kanal da, kendi içlerinde bir yayın politikasını başarıyla uyguluyorlar.

Kategori Tarım | Etiketler , , , , , | Yorum yapın

Diplomaside, Davutoğlu öncesi ve sonrası

Ahmet Davutoğlu dönemi dış politikasının, önceki dönemlerden ayrılan mühim yönleri var. Bunun başında, Ahmet davutoğlunun oldukça gerçekçi ve kararlı duruşu geliyor.

davutoğlu
Bunun göstergelerinden biri de, davutoğlu dış politikasının, geçmişine olan bağlılığı. En önemli slogan, dışişleri bakanlığı web sitesinde de yer alan “hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır” ifadesi. Bilindiği üzere bu sözün ilk safhasını Mustafa kemal söylemişti.

İlk safha Mustafa kemal öncülüğünde başarıya ulaşmış ancak diplomasi alanında yeterince sağlam bir diplomasi yürütülemiyordu. Hep yakındığımız bir şeydi, masa başında kaybettiğimiz gerçeği. İşte ilk defa, sayın davutoğlu döneminde, diplomasi alanında yeni bir yola girildi ve bu yol, tarihimizin derinliklerinde de saklı olan bir sözle ifade buldu.

İlk defa geçmişini kabul eden, geçmişinden güç alan bir diplomatik duruş içindeyiz. Bu önemli söz aynı zamanda, ne kadar sert bir zaman diliminde olduğumuzu ve geçmiş dönemlerden kalan sorunlar yumağının ne kadar büyük olduğunu da ortaya koyuyor. Yani geçmiş dönem diplomasilerimizin ezikliğinin de bir itirafı niteliğinde. Türk dışişlerinin sesi ve etkinliği hiç olmadığı kadar yüksek konumda. Elbet bunun sloganının da bu denli yüksek anlamlı olması lazım.

Davutoğlu’nun ifade ettiği “hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır, o satıh bütün dünyadır” sözü, bundan sonra gelecek dışişleri personel ve bakanlarına da ağır yükümlülükler sunuyor. Çünkü bu söz geleceği tayin edecek bir politikanın adı. Bu sözün öncülü ifadenin hangi şartlarda söylenmiş olduğunu kavrayanlar, bu sözün de önemini ve tarihi ağırlığını anlarlar.

Bu noktada bir tarihi tespit veya eleştiride –hangisini kabul buyurursanız, artık- bulunmak zorundayım. Daha üç beş sene öncesinde, varı yoğu Atatürk olan, her şeyi Atatürk üzerinden yürüten bir siyasi zemin vardı. Her konuda Atatürk referans verilirdi, tüm sorumluluk onun sırtından yürütülürdü. Bunu da bir kısım siyasi taraflar, oldukça yoğun kullanırlardı ve samimi olmadıkları için de, kabak tadı vermişti. Çünkü yaptıklarıyla söyledikleri, çapraşıktı.

Şunu da çok iyi anlamak gerekiyor. Davutoğlunun bu ifadesi, milli mücadelenin eksik kalmış olan diplomasi kanadının, 90 sene sonra kendini bulmuş halidir. Eğer Atatürk referans verilecekse, işte böyle verilmelidir.

Atatürk diyor ki: Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır.
Davutoğlu diyor ki: Hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır; o satıh bütün dünyadır.

Davutoğlu’nun bu söylemi bir taklit değil, tamamen farklı olarak, kendi tarihinin üzerine bir inşaa meselesidir. Bir yandan geçmişiyle bağ kurarken diğer yandan şartlara göre revize edilmiş bir fikriyatı ve politikayı ilan ediyor. Yani savunma diplomasisinden çıkıp atik bir diplomasiye geçişin emaresidir. Bir ülkenin tarihi böyle var olur, tarihini bilen siyasetçi ile “bilir gibi yapan siyasetçi”nin farkı budur.

Kategori Siyaset | Etiketler , | Yorum yapın